REKABETKURUMUCOĞRAFYA - 10 SINIF KİTABINDAKİ TÜM ETKİNLİKLERİN ÇÖZÜMÜ
   
  Ana Sayfa
  Coğrafya Nedir?
  Coğrafi Konum
  Harita Bilgisi
  Türkiye İklimi
  Beşeri Coğrafya
  Türkiye Coğ.Konum
  Bölgeler Coğrafyası
  Siyasi Coğrafya
  Erozyon
  Uzay Coğrafyası
  Ekoloji
  Dünyanın Şekli
  Türkiye'nin Harikaları
  Ünlü Coğrafyacılar
  Osmanlı'da Coğrafya
  Coğrafya Sözlük
  Lise1
  Lise2
  Lise3
  Tüm snıflar yaprak interaktif testler
  10 SINIF YAZILI SORULARI VE CEVAPLARI
  10.SINIF ETKİNLİKLER
  11.SINIF DERS ETKİNLİKLERİ
  Dünya nın yeni yedi harikası
  12 SINIF COĞRAFYA KONU
  10 SINIF KİTABINDAKİ TÜM ETKİNLİKLERİN ÇÖZÜMÜ
  9.SINIF KİTABINDAKİ TÜM ETKİNLİKLER
  coğrafya ders konuları
  ders notları
  12 SINIF YAZILIYA HAZIRLIK
  Coğrafya Derğiler
  DİYARBAKIR HER YÖNÜYLE
  Son Depremler
  Okulumuz ve çevresi
  Sayaç
  Türkiye İl Rehberi
  Adana
  Adıyaman
  Afyonkarahisar
  Ağrı
  Amasya
  Ankara
  Antalya
  Artvin
  Aydın
  Balıkesir
  Bilecik
  Bingöl
  Bitlis
  Bolu
  Burdur
  Bursa
  Çanakkale
  Çankırı
  Çorum
  Diyarbakır
  Edirne
  Elazığ
  Erzincan
  Erzurum
  Eskişehir
  Gaziantep
  Giresun
  Gümüşhane
  Hakkari
  Hatay
  Isparta
  Mersin
  İstanbul
  İzmir
  Kars
  Kastamonu
  Kayseri
  Kırklareli
  Kırşehir
  Kocaeli
  Konya
  Kütahya
  Malatya
  Manisa
  Kahramanmaraş
  Mardin
  Muğla
  Muş
  Nevşehir
  Niğde
  Ordu
  Rize
  Sakarya
  Samsun
  Siirt
  Sinop
  Sivas
  Tekirdağ
  Tokat
  Trabzon
  Tunceli
  Şanlıurfa
  Uşak
  Van
  Yozgat
  Zonguldak
  Aksaray
  Bayburt
  Karaman
  Kırıkkale
  Batman
  Şırnak
  Bartın
  Ardahan
  Iğdır
  Yalova
  Karabük
  Kilis
  Osmaniye
  Düzce
  İletişim
  Ziyaretçi defteri
  Anketler

10.SINIF TÜM ETKİNLİKLER

TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR (Yerkabuğunun Ana Maddesi Kayaçlar)

                Tortul Kayaçların Oluşum Evreleri:( Ders kitabı sayfa 9daki resim 9–10-11-12 üzerinden gösterilerek açıklanacak.

      1-Ayrışma – Daha önce var olan kayaçların hava, su, ısı, basınç etkisiyle fiziksel,  mekanik ve kimyasal yollarla aşınması, parçalanması, ufalanması ve dağılması aşamasıdır.

    

     2-Taşınma; Hava, akarsu, dalga ve akıntılar, rüzgâr, buzul etkisiyle yer değiştirme ve bulunulan ilk yerden uzaklaştırılma,

 

     3-Çökelme –tortullaşma, Birikme-depolanma; dış kuvvetler tarafından taşınan maddelerin sulu ve susuz ortamlarda toplanması ve eriyik haldeki maddelerin çökelmesi aşamasıdır.

 

           Sulu ortam: deniz, göl, akarsu, bataklık, haliç, lagün, kıyı, delta. Susuz ortam: çöl, dağ, etek ve yamaçları

 

      4-Taşlaşma; Parçacık ve minerallerin bir bütün olarak bir arada tutulması (çimentolanma, sıkışma, kristalleşme)    ( Diyajenez)

              Kayaç döngüsü: Yerkabuğunda önceden oluşmuş kayaların belli koşullar ve etkenler altında başka tür kayalara dönüşmesi veya eriyerek mantoya karışması olayına “ Kayaç Döngüsü” adı verilir.

 

Küçük kayaç döngüsü: Bir kayanın başka bir kayaya döndükten sonra tekrar aynı kayaya dönmesi olayıdır. Örnek: Katılaşım Kaya ----- tortul kaya ----- Katılaşım kaya,

 

 

Büyük kayaç döngüsü: Magmanın soğuması ile Katılaşım kayaların oluşması,--- Bunların ayrışıp çökelmesi ile tortul kayalar,---- sıcaklık ve basınç altında değişmesi ile başkalaşım kayalar, --- bunların erimesi ile magma oluşumu ve tekrar soğuyarak Katılaşım kayaların oluşması olayına denir.( Sayfa 13- Şekil 17 açıklanacak)

Levha Hareketlerinin etkisi: Depremler ve Volkanizma, sıcak su kaynakları

Sınıf içi etkinlik:

    Ders kitabında sayfa 18- harita 2 nin çizimi, bunun üzerine dünyadaki volkan(Harita–4), deprem kuşaklarının işlenmesi (Harita–3) ve bu kuşaklarının birbiri ile ilişkililerinin yorumlanması ve açıklanması.                                                                        

    Bu haritanın incelenmesinden çıkan sonuçlar;

       Gerek deprem hatları, gerekse volkanik alanların ikisinin de levha sınırlarında yoğunlaşğı görülmektedir. Özellikle deprem alanları ile levha sınırları aynen birbiri üzerine oturmaktadır. Volkanik alanlarda genel olarak aynı dağılışa uygun düşmekte, genel olarak ta kavuşan veya ayrılan levhaların sınırlarını takip etmektedir.

         Not: Dünya üzerindeki volkanik alanlarla; deprem bölgeleri, fay hatları, genç kıvrım dağları ve sıcak su kaynakları arasında bir paralellik vardır. Bu alanların çoğu Kıta veya levha sınırlarında yer alır. Genç sıradağlar, Volkanlar, volkanik ada yayları, Okyanus ortası sırtları, Büyük trans form faylar, grabenler, sıcak su kaynakları, deprem zonlarının hemen hepsi bu hatlardadır. Sebebi bu alanlarda yer kabuğunun hareket halinde olmasıdır.

             Tektonik depremler özellikle son jeolojik devirlerde oluşmuş arazilerde daha çok görülür. Çünkü bu gibi alanlarda yer katmanları henüz tam yerine oturmamıştır ve kırıklarla parçalanmıştır.

Sayfa -20 Etkinlik:

          Bazı su kaynakları neden sıcaktır? Sorusu sorularak cevaplar alınacak ve sıcak su kaynaklarının oluşumu açıklanacak.

           Sıcak su kaynakları:  Bu sular gerek yeryüzünden yeraltına doğru derinlere doğru sızarak inen gerekse de magmadan hâsıl olan (jüvenil) sulardır.

          Oluşumları: yer kabuğunun faylarla parçalandığı yerlerde yüzeye yakın sıcak alanlar bulunur. ( Magma Sokulumları)  Yüzey suları faylar aracılığı ile sıcak alanlara kadar inerek burada magmanın etkisiyle ısınır ve yine fayları takip ederek yüzeye ulaşması sonucu sıcak su kaynakları oluşur.

          Gayzerler ise yeryüzünün fıskiyeleridir. Yerin derinlerinde aşırı ısınan sular buharlaşır ve su buharı basıncı üstlerindeki suları itecek kadar yükselince bu su fışkırma şeklinde dışarı atılır. Fışkırma bir süre sonra basıncın azalması ile durur ve derinlerdeki su buharı basıncı artana kadar kesilir. Basınç artınca tekrar fışkırma oluşur. Bu fışkırma ve durmalar periyodik olarak devam eder.

            Not: Gayzerlerin en iyi örnekleri İzlanda ve Yeni Zelanda’da Volkanizma sonrası faaliyet olarak gözlenmektedir.  

      Çevrenizde sıcak su kaynağı var mı? Varsa nasıl faydalanıyorsunuz? Sorusu yöneltilerek, cevaplar alınacak,

    Yaşadığımız bölge ve ilin ülkemizin sıcak su kaynakları yönünden en zengin alanlarından biri olduğu ve Keramet köyü’ndeki ılıca, Yalova Termal Kaplıcaları, Bursa merkezdeki kükürtlü, eski, yeni, Çekirge vb kaplıcaları, İnegöl Oylat, Armutlu kaplıcaları gibi. Örnekler açıklanacak. Bunlardan hem banyo amacıyla, hem hastalıklara şifa amacıyla hem de turizm alanında faydalanıldığı açıklanacak.

Sayfa- 21 Etkinlik:

    1-Dünya fay haritası ile sıcak su kaynakları haritası arasındaki ilişki:

    İki harita sırasıyla gözlenecek ve arasında sıkı bir bağ olduğu açıklanacak, özellikle sıcak su kaynaklarının fay hatlarında sıralı olduğu belirtilecek ve oluşumları ile fay hatları arasındaki ilişki haritalar ile pekiştirilecek.

    2- Dünya siyasi haritasından faydalanılarak dünya sıcak su kaynakları haritasında boş bırakılan alanlar tamamlanacak.

Sayfa 22- Etkinlik: 1- Sayfa 19 da bulunan dünya volkanların dağılışı ile sayfa 21 de bulunan sıcak su kaynakları haritası ilişkilendirilecek, sıcak su kaynaklarının önemli bir kısmının da volkanik alanlar da bulunduğu açıklanacak. Ancak tüm sıcak su kaynaklarının volkanik sahalarla örtüşmediği açıklanacak, bazı sıcak su kaynaklanın volkanik sahalarda olmadığı ve oluşumunu tek başına volkanizma ile açıklanamayacağı belirtilecek.

     2- Harita -7 üzerinde sıcak ve soğuk su kaynaklarının işaretlendiği alanlar gözlenecek. A-  noktalarındaki su kaynakları kıtaların sabit kısımlarında yer aldığı ve faylanma ve volkanik olayların yoğunlaştığı levha sınırlarından uzakta bulunduğu ve tektonik hareketlerin devam etmediği alanlarda bulunduğu için sularının soğuk olduğu açıklanacak. Buna karşılık, C,D,E noktalarının ise aktif fay hatları ve volkanik olayların yaşandığı levha sınırlarında bulundukları için buralarda sıcak magma etkisiyle ısındıkları açıklanacak. 

  Sayfa 22- Tablo 7- ve şekil 8 incelenecek ve boşlukları doldurulacak.  

Doğadaki Üç Unsur: Su Kaynakları,

       Sayfa 28- Hazırlık Çalışmaları:

1- Çevrenizde hangi su kaynakları bulunmaktadır?

     Denizler, Göller, Akarsular, Yeraltı Suları ve Kaynaklar bulunmaktadır.

2- Yeryüzündeki başlıca su kaynakları nelerdir? Bunlardan çevrenizde bulunanlar hangileridir?

 Yeryüzünde Okyanuslar ve Denizler, Göller, Barajlar, Akarsular, Yeraltı Suları ve Kaynaklar bulunmaktadır. Ancak yakın çevremizde bunlardan okyanuslar bulunmamaktadır.

          Sayfa 28-Etkinlik:1- Su kaynaklarının hepsi birbiri ile yakın bir ilişki içinde olup, su döngüsü ile birbirine bağlıdır. Su döngüsü ile birbirlerini beslemektedirler.

           2- Okyanus ve denizler ile bazı göllerde acı su veya tuzlu su olarak, akarsu ve göllerin bazıları ile yeraltı sularının genelinde tatlı su olarak, ayrıca kutup bölgelerinde ve yüksek dağ zirvelerinde katı su ( buz) olarak, Atmosferde ise su buharı( Gaz) olarak bulunmaktadır.   

           3- Dünyadaki yeraltı ve yer üstü su kaynakları su kaynakları kavram haritası:

Dünyadaki su kaynakları

Yerüstü suları

Yeraltı suları ve kaynaklar

Akarsular

Soğuk su kaynakları

 

 

Tabaka Kaynakları

Yamaç Kaynağı

Artezyen Kaynaklar

Karstik Kaynaklar

Durgun sular

Okyanuslar

 

Denizler

 

Göller

 

Barajlar

 

Irmak ( Nehir)

Çay

Dere

Sıcak su kaynakları

Fay Kaynakları

 

Gayzer Kaynaklar

 

Vadi Kaynakları

        Sayfa 29- Etkinlik: Dünyada suların dağılımı grafikleri ve tatlı su dağılım haritaları incelenecek;

            Not: Dünyada sular alan ve kütle olarak fazla olmasına karşı insanın kullanabileceği tatlı su miktarı oldukça azdır. Yeryüzündeki su kaynaklarının % 97 denizlerin ve okyanusların tuzlu sularından oluşur. Su kaynaklarının  % 3’i kadarı tatlıdır. Tatlı suların %68 den fazlası buzullar ve buzul dağlarında bulunur.%31,4 ü yeraltı sularında % 0,3 ü ise yüzey sularıdır. Yüzey sularının da %87 si göllerde, % 11’i ,% 2’si nehirlerde bulunmaktadır.

          Ancak insanlar tarafından kullanılan sular kimyasal maddeler, fabrika atıkları, nükleer atıklar, tarım ilaçları, yapay gübreler vb. unsurlarla kirletilirler. Kirletilen bu sular yağışlarla yeraltı suyu ve içme sularına karışır. Doğal döngü içinde de yeterince temizlenemez ve canlılar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.            

      1- Yeryüzünde su kaynakları dengesiz bir şekilde dağılmıştır. Özellikle de tatlı su miktarı oldukça düşüktür.

      2- Yeryüzünde en fazla suya sahip kaynak okyanuslardır.

      3- Yeryüzünde en fazla tatlı suya sahip alanlar: Kuzey Amerika Özellikle kanada, Orta ve Güney Amerika, Avrupa’nın kuzey i ve yer yer batı kesimleri, Asya’nın kuzeyi özellikle Sibirya, Asya’nın güneyi ve güneyindeki ekvatoral yağışa sahip adalar ( Endonezya, Malezya, Filipinler vb.), Avustralya kıtaları tatlı suların en fazla olduğu sahalardır. 

        Yeryüzünde en az tatlı suya sahip alanlar: Tatlı su kaynağı az olan yerler özellikle dönenceler çevrelerinde yer alan çöl alanlarıdır. Özellikle Kuzey Afrika( Büyük Sahra), Afrika’nın Doğu ve güney kısımları( Kenya, Güney Afrika ( Kalahari Çölü),Zimbapve,) Asya’da Arabistan çöl bölgesi, Pakistan, Avrupa’da Polonya çevresi kişi başına tatlı miktarının en az olduğun yerlerdir. 

    4-Yeryüzündeki tatlı su kaynakları giderek azalmaktadır. Gerek iklim şartlarında meydana gelen değişmeler, gerekse insanoğlunun doğal dengeyi bozması ve çölleşme, ayrıca her geçen gün artan aşırı nüfus ve artan tatlı su ihtiyacı, gerekse de çevre kirlenmesinin her geçen gün hızla artması tatlı suları azalmakta ve ihtiyacında sürekli artması tatlı su kaynaklarının tükenmekte olduğunu göstermektedir.

      Örnek: Ülkemizde kişi başına yıllık yenilenebilir tatlı su miktarı sürekli düşmektedir. 1955 ‘ de 8503 metreküp, 1990 ‘da 3026 metreküp, 2025 ‘de 2186 metreküp olacağı tahmin edilmektedir. 

Sayfa: 30 – etkinlik:

             1- Dünyada kara ve denizlerin oranları: Dünya alanının % 71 lik kısmını kaplarlar. ( 361 milyon km² si deniz ve okyanus, 149 milyon km² si karadır. )  Tek başına büyük okyanus tüm karalardan fazladır.

              2- Okyanusların büyüklüğe göre sıralanışı: 1- Büyük Okyanus: 180 milyon km² ( % 50), 2- Atlas Okyanusu: 106 milyon km²  ( %29), 3-  Hint Okyanusu: 75 milyon km² ( %21) alana sahiptir.

             3- Okyanus isimleri sayfa 30- harita 2- üzerine yerleştirilecek.

              4- Büyük Okyanus: Kuzey ve Güney Amerika, Antarktika, Asya, Avustralya,

                  Atlas Okyanusu: Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Antarktika

                  Hint Okyanusu: Afrika, Asya, Antarktika, Avustralya,

             5-Okyanuslar en çok Güney Yarımkürede yer almaktadır.( % 81 deniz ve okyanus, %19 ‘u kara), Kuzey Yarımkürede ise (% 61 deniz ve okyanus, %39 ‘u kara) okyanuslar oran olarak fazla olmasına rağmen karalar güney yarımküreden daha fazladır.

            Sayfa–31 de yer alan performans ödevi öğrencilere verilerek göller konusuna geçilecek.

Sayfa- 36- Etkinlik çalışması:

    1- Yeraltı sularını besleyen kaynaklar: 1-Yağışlar, 2-Akarsular ve göller,   3-Eriyen kar ve buz sularıdır.

    2- Yeraltı suları kayaların çatlaklarından veya tabakaların yamaç, vadi, faylar tarafından kesildiği yerlerden, ya da çeşitli şekillerde insanların açtığı kuyulardan yeryüzüne çıkar. Yeraltı sularının kendiliğinden yüzeye çıktığı yerlere de “kaynak” ( Göze, eşme, memba, pınar)denir.

  3- Kaynak sularının kalitesi, suyun geldiği yerdeki kayanın kimyasal özelliğine bağlıdır. Silisli kayalardan çıkan kaynak suları, çözünmüş kireç içermediği için içme suyu olarak kullanılmaya uygundur. (Örneğin Uludağ, İzmir, Tokat, Niksar olduğu gibi). Kireçli arazilerden çıkan kaynak suları kireçli, jipsli arazilerden çıkan kaynak suları acı olduğu için içme suyu olarak kullanılmaya elverişli değildir.       

    4-Yakın çevremizde artezyen kaynaklar, yamaç, tabaka ve vadi kaynakları ile fay kaynakları bulunmaktadır. Artezyen kuyularından çekilen sularla içme ve tarımda sulamada, fay kaynaklarından sağlık ve turizmde, diğerlerinden ise içme ve kullanmada faydalanılmaktadır.

    5- Yeraltı sularının önemi: 1- İçme ve kullanma suyu temininde, 2-  Yarı kurak ülkemizde yaz kuraklığında tarım alanlarının sulanması, 3- Sağlık ve turizm açısından önemli yeri vardır. 4- Kültür balıkçılığı ve son yıllarda paketlenip ihracatta önemli yer tutar.

Doğadaki Üç Unsur: Toprak Oluşumu ( Toprağın Hikâyesi)

Sayfa- 38- Hazırlık çalışmaları.

    1- Yeryüzünde farklı renklerde toprakların bulunmasının nedenleri?

        Bunun en büyük nedeni iklim şartlarıdır. Çünkü farklı iklim şartlarında farklı sıcaklık ve yağış şartları vardır. Bitki örtüleri ve toprağa verdikleri organik madde miktarları da farklıdır.

        Genel olarak bitki örtülerinin gür olduğu bölgelerde bitki kalıntıları toprağa karışarak koyu renk almasına yol açmaktadır. Buna karşılık bitki örtüsünce fakir alanlarda humus miktarı az olan sahalarda toprak açık renkli olmaktadır.

         Soğuk ve nemli bölgelerde bitki örtülerinin kalıntıları sıcaklık yetersiz olduğu için ayrışamamakta ve toprağın üst kısmında organik madde katı olarak birikip koyu renkli toprakları oluşturmaktadır.

         Ayrıca sıcak ve yağışlı bölgelerde toprak aşırı şekilde yıkanmaktadır. Buda bitki kalıntılarını götürmektedir ve rengi açmaktadır. Bundan başka bir olayda sıcak kuşak alanlarında toprak içinde bulunan demir ve alüminyum elementler oksitlenerek toprakların kızıl renk almasına yol açmaktadır.  

          Ana kayanın farklı yapılarda olması da üzerinde oluşan topraklara damgasını vurabilmektedir. Özellikle bu durum kurak ve yarı kurak bölgelerde daha etkili olabilmektedir. 

          

          2- 1 cm. kalınlıkta bir toprak oluşabilmesi için ne kadar süre geçmesi gereklidir?

Toprak oluşumu oldukça uzun bir süreçtir. 1 cm. kalınlıkta toprak için yüzlerce yıl geçmesi gerekir ( 200- 1000 yıl arası). Ana kayanın ayrışması, ayrışan bu kısma canlıların yerleşmesi, canlıların kalıntılarının humusa dönüşmesi, toprağa başka maddelerin katılması ve toprakta yıkanma –birikme olaylarının oluşup toprak katmanlarının meydana geldiği olgun bir toprak profiline ulaşmak için yüzlerce yıllık süreye ihtiyaç vardır. Ayrıca bunda yaşanan şartlar ( İklim, arazi, ana kaya yapısı) uygun değilse bu süre binlerce yıla kadar uzayabilmektedir. 

      Sayfa: 39- Ders içi etkinlik:

       1-Soğuk bardak içine sıcak su doldurulduğunda bardak çatlar. Neden?

       Sıcaklık farkının fazla olması ve sıcaklığın ani değişmesi sonucu genleşme için yeterli vakti olmaması sonucu bardak çatlar.

      2- Aynı olaylar kayaçlar üzerinde nasıl etkili olabilmektedir?

         Aynı olaylar kayaçlar üzerinde farklı etkiye sahip olabilmektedir. Çünkü kayaçların yapıları, kimyasal dokuları ve aşınmaya karşı dirençleri ve içerisindeki mineral yapıları farklıdır. Bazı kayalar kimyasal özelliklerinden dolayı sıcaklık ve suyla eriyebilmektedir. Bazıları ise eriyememektedir.

         Bazı kayaların aşınmaya karşı direnci düşük olup ( Kumtaşı kil taşı, marn gibi) kolay parçalanmaktadır. Bazı kayalarda aşınmaya karşı dirençli olup ( Granit, mermer vb) ayrışması çok uzun sürebilmektedir.

         Bazı kayaların yapıları çok silisli olup bunlar ayrıştığında bitki besin maddesi az olmakta( granit), bazıları ise besin maddesi yönünden zengin olmakta( bazalt, Volkanik tüf) buda bitkilerin yerleşmesi, organik madde oluşumu ve toprak gelişimini yakından etkileyebilmektedir.

       3-Fizikse parçalanma etkili olmuştur. Burada iklimin sıcaklık etkisi kendini göstermiştir. Bu bölgede sıcaklık faklarının fazla olması bu tür çözülmeye yol açmaktadır. 

       4- Şekerin ve tuzun suda çözünmesi fiziksel çözülmeye örnektir.

 

 

  Sayfa- 40- etkinlik:

             1-Grafiklerden birincisi- yıllık yağış miktarı çok, kurak mevsim yok, azami yağışlar sonbahar aylarında, yıllık sıcaklık farkları azdır. Kışları ılık ve yazları fazla sıcak değildir. Bu özelliği ile Karadeniz İklimi ( Ilıman Okyanusal) grafiğidir.

            İkinci grafikte yıllık yağış miktarı oldukça az, yaz ayları kuraklık var, azami yağışlar ilkbahar aylarında, yıllık sıcaklık farkları oldukça fazla, kışları sıcaklıklar oldukça az, yazları ise sıcaklık fazladır. Bu özelliği ile Karasal iklim (Orta Kuşak Step) grafiğidir. 

          2- Bun bölgelerde toprak oluşumu etkileyen en önemli faktörler iklim, bitki örtüsüdür.

          3- Toprak oluşumunu etkileyen faktörlerde üzerinde ayrıntılı açıklama yapılacaktır.

       4-Birinci bölge Karadeniz ikliminde kimyasal ayrışma n plandadır. Çünkü burada yıllık sıcaklık farkları az, ayrıca yıl boyu bol yağış vardır.

      İkici bölgede fiziksel ayrışma fazladır. Çünkü yıllık sıcaklık farkları fazladır. Yağış azdır ve yıla eşit dağılmamıştır. 

    Sayfa – 41- Etkinlik: 1-A bölgesi eğimli ve ayrışan iri parçalar bitki ve canlılar tarafından yeterince ufalanamadan taşınmaktadır. B bölgesinde ise arazi düz toprak sabit taşınamamakta, canlı ve bitkiler daha fazla ayrıştırmakta ve ince malzemelerden oluşmaktadır.

                                        2- A bölgesinde eğim fazla ayrışma yeterince olamamakta, bitkilerin tutunması zor olmakta, B bölgesi ise düz bir yapıda ayrışan malzeme taşınmamakta yerinde kalmakta ve daha kalın kalmaktadır.

                                        3- A bölgesi daha yüksek ve nem azdır. A bölgesinde günlük sıcaklık farkları fazladır.                  

     Sayfa- 42- Etkinlik: 1- Toprağın üst kısmında organik madde olmasından dolayı.

                                   2-A katmanı, Çünkü burası besin maddesi yönünden zengin, bitkilere zararlı olabilecek tuz kireç vb. maddelerce yıkanmış, geçirgen kısımdır.

                                   3- Çünkü bu derinlerden çıkmakta ve toprağın alt katlarından oluşmaktadır. Bu topraklar organik ve besin maddesince fakir ve üstten yıkanan zararlı maddelerin biriktiği kısımlardır.

Doğadaki Üç Unsur: Toprak Türleri

Etkinlik Çalışması: 1-

İklim Bölgesi

Bitki örtüsü

Toprak tipi

Ekvatoral iklim

Ekvatoral ormanlar

Laterit

Akdeniz İklimi

Maki

Terra Rossa

Nemli serin ( Ilıman Karasal)

İğne yapraklı orman( Tayga)

Podzol

Tundra

Tundra bitkileri

Tundra toprakları

Yarı kurak ( Karasal –Step)

Bozkır

Kahverengi ve kestane renkli top.

Okyanusal İklim

Geniş yapraklı ormanlar

Kahverengi orman toprakları

Çöl İklimi

Çöl bitkileri

 Çöl toprakları

Karasal- yarı nemli ( serin)

Çayır

Çernezyom

(Doğadaki Üç Unsur) Bitkilerin Özellikleri ve Sınıflandırılması

Etkinlik- Dünyada bitki örtülerinin dağılışı haritasının incelenerek aşağıdaki soruları cevaplanması istenecek.

1-Akdeniz kıyılarında yetişen maki bitkileri niçin Avustralya’da ve Güney Afrika’da Kap bölgesinde yetişmektedir? 

— Bu alanların ortak özelliği dünyada 30–40 enlemleri arasında görülen, yazı kurak karakterli yarı kurak Akdeniz ikliminin görüldüğü alanlardır. Maki bitkileri bu iklime uymuş ve bu iklimin karakteristik bitkileridir. Dolayısıyla buralarda aynı iklim şartlarının görülmesi asıl nedendir.

 

2- Dönenceler çevresinde bitki örtüleri neden çok seyrektir?

— Dönenceler çevresi özellikle 30 º kuzey ve güney enlemleri çevresi dünyamızda sürekli yüksek basınç sahalarıdır. Bu özellikten dolayı havanın sürekli alçalıcı özellikte ve uzaklaşıcı karakterde olması nemli havaların girmesine cephe oluşumuna engel olmakta ve buralarda yeryüzünün en kurak alanları olan sıcak çölleri oluşturmuştur. Çöl bölgeleri su yokluğu ve sıcaklık şartlarından dolayı bitki örtüsünün çok seyrek olduğu alanlardır.

 

3-Dünya bitki dağılışı haritasına bakarak yeryüzünde en çok yağış alan yerler nerelerdir? Belirleyiniz.

         Ekvatoral Bölge: Yıl boyunca ısınmanın fazla olması nedeniyle yükselim yağışları görülür. Bu bölgede karşılaşan kuzey ve güney alizeleri de yükselim yağışlarına yol açar. Her mevsim yağışlı olan ekvatoral bölgede, Mart ve Eylül aylarında yağış miktarı artar. Yıllık yağış toplamı 2000 mm civarındadır.

          Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda, Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında, Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.

        Muson Asyası: Yaz musonlarının etkisiyle yaz aylarında bol yağış alır. Yağışlar, yamaç yağışı şeklindedir. Kış ayları genellikle kurak geçer. Yıllık yağış miktarı 2000 mm. nin üstündedir.

            Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında, Madagaskar’ın doğusunda, Avustralya’nın kuzeydoğusunda,

Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

       Orta Kuşak Karaların Batı Kıyıları: Her mevsimin yağışlı olduğu bölgelerdir. Kış yağışlarının nedeni gezici alçak basınç ve buna bağlı cephe sistemleridir. Dağlık kıyılarda yer şekilleri yağış miktarını artırıcı etki yapar. Ayrıca bu kıyılar batı rüzgârları ve sıcak su akıntılarının etkisi altıdadır.

          Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,  Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında, Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,  Yeni Zelanda’da,  Afrika’nın güneyinde, Avustralya’nın doğusunda, Tasmanya’da görülür.

       Kuzey Amerika Kıtası’nın doğu kıyısında tropikal siklonlar nedeniyle çok yağış görülür.

Doğadaki Üç Unsur) Bitkilerin Dağılışı    

YERYÜZÜNDEKİ BİTKİ FORMASYONLARI

AĞAÇ( ORMAN)

FORMASYONU

ÇALI FORMASYONU

OT FORMASYONU

1- EKVATORAL YAĞMUR ORMANLARI

2- MUSON ORMANLARI

3-ORTA KUŞAK KARIŞIK

ORMANLAR

4-ORTA KUŞAK İĞNE YAPRAKLI                    ( TAYGA)

1- MAKİLER

2- GARİGLER

3-PSÖDOMAKİLER

1-SAVAN

2-STEP ( BOZKIR)

ÇAYIR

TUNDRA

Etkinlik: Bu açıklamalardan sonra dünyada bitki örtülerinin coğrafi dağılışı haritasından faydalanarak bitkilerin özellikleri ve yeryüzünde nerelerde yoğunlaştıkları dünya siyasi ve fiziki haritalarında yaralanılarak çıkarılacak.

 

Bitki örtüsü

Özelliği

Yeryüzündeki dağılışı

Ekvatoral Yağmur ormanları

Ø  Sıcaklık ve nem koşullarından dolayı sık ormanlar gelişmiştir ve ormanlar her zaman yeşildir.  Orman ağaçları çok gürdür(50–60 m). Balta girmemiş ormanlar olarak adlandırılır.

Ø  İklime uyum sağlamak için terleme yüzeyleri geniş ve gözeneklidir.

ØAğaçlardan düşen dal ve yaprakların sıcak nemli ortamda çürümesi sonucu hoş olmayan bir koku etrafa yayılır.

Ø Bu ormanların görüldüğü yerler her mevsim yağışlı özellikte ve yıllık yağış miktarı 2000 mm ‘nin üstündedir.

ØBitkiler yayvan yapraklı ve yapraklarını dökmeyen ağaçlardır. Bitki çeşitliliği çok fazladır. Orman altı sarmaşık ve otsu bitkilerle(Liyan, Epifit) kaplıdır.

Orman altı florası da çok zengindir.

Ø    Ekvatorun 10 kuzey 10 güney enlemleri arasında 1000m kadar yükseltiye kadar etkilidir.

Ø    Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda ( Berzilya),

Ø    Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,

Ø    Güney Doğu Asya Adaları (Endonezya ) belirgin olarak görüldüğü yerlerdir. Malezya, Endonezya, Filipinler, Papua Yeni Gine’de etkilidir.

Ø    Avustralya’nın kuzeyinde görülür.

 

Muson Ormanları

Ø Muson iklim bölgesinde bulunan ormanlardır. Bunlar Ekvatoral ormanlar gibi gür ve sık ormanlardır. Ancak içinde yer alan tür sayısı bakımından ekvatoral ormanlardan fakirdir.

Ø Yıllık yağış miktarı 2000 mm civarındadır. Yaz ayları yağışlı, kış ayları kurak geçer. Yıllık yağışın % 85 ‘i yaz aylarında olduğu için yazın yeşil, kışın yaprak döken ormanlardır.

Ø Muson ormanlarının ağacı teak ağacıdır.

Ø Bitki örtüsü yağışların bol olduğu alanlarda kışın yaprağını döken muson ormanları, etrafında çalılar ve az yağış alan yerlerde ise savanlar yaygındır.

ØGüneydoğu ve Doğu Asya da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam, Endonezya, Doğu Çin,  Kore, Filipinler,

ØAvustralya’nın kuzeybatısı,

ØGüneydoğu Afrika da görülür. Madagaskar’ın doğusunda,

Ø    Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

 

Orta Kuşağın karışık ormanları

 

Ø Orta kuşak okyanusal İklim bölgesinde görülen bitki örtüsüdür. Bu ormanlar geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçların bir arada bulunduğu bitkilerdir.

Ø  Yıllık yağış miktarı 1000- 1500 mm civarındadır.

Ø Ağaç türü, sayısı ve ağaçların büyüklükleri bakımından da ekvatoral ve muson ormanları kadar zengin ve büyük değildirler.

Ø Batı Rüzgârları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür. Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,

Ø Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir.

Ø Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında, Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,

Ø Avustralya’nın doğusunda, Yeni Zelanda’da,

Ø Afrika’nın güneyinde,

Tayga Ormanları

ØOrta kuşakta karasal iklimin sert özellikte görüldüğü ve yağışın bol olduğu nemli alanlarında görülen ormanlardır.

ØBu iklimde kışlar çok sert geçtiği için ağaçlar soğuğa dayanıklı yaprak dökmeyen iğne yapraklı ağaçlardır.

ØYağışın çoğu yazın düşer. En az yağış kışın düşmektedir ve kar şeklindedir. Kışların aşırı soğuk olması nedeniyle havadaki nem miktarının azalması ve yüksek basıncın etkisi yağışları azaltır. Yaz mevsiminde havanın ısınması nedeniyle oluşan termik kaynaklı alçak basınçlar konveksiyonel karakterde yağışların oluşmasını sağlar.

Ø Yıllık yağış ortalaması 500–600 mm civarındadır

ØDeniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür.

ØOrta ve doğu Avrupa

Ø Asya’nın kuzeyi(Kuzey Çin’de, Mançurya’da, Rusya’da, Orta Sibirya’da görülür.)

ØABD nin kuzeyinde ve Kanada’da,.

Ø    Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesinde Erzurum –Kars Bölümünde görülür.

 

 

 

 

 

 

 

 

Makiler

ØMakiler yaz kuraklığına dayanıklı kısa boylu bodur ağaç ve çalılardan oluşan ( yabani zeytin, defne, kocayemiş, mersin, keçiboynuzu, sandal, zakkum, akçakesme, kermez meşesi, Süpürge çalısı, taş meşesi, bodur ardıç vb.) Akdeniz iklimin doğal bitki örtüsüdür. 

ØMaki yaz kuraklığına dayanıklı bitkiler olup kış soğuklarına fazla dayanıklı değildir. Yaprakları kalın, güneşe dönük yüzleri parlak, terlemeyi sağlayan stomaları az ve küçük olması ile suyu iktisatlı kullanarak yaz kuraklığına dayanır.

  Makiler genelde kızılçam ormanlarının yok edildiği yerlerde oluşurlar ve genelde kıyıda 500–800 m yukarılara kadar çıkabilir.

 

Ø Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ( Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.),

Ø Avustralya’nın güneybatısı,

Ø Güney Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi,

Ø Şili’nin orta kesimleri,

Ø Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

En geniş anlamıyla 30–40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyılarında görülür.

Savanlar

Ø Tropikal iklim bölgesinin bitki örtüsüdür.

Ø Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır.

Ø Savan bitki örtüsü içinde ağaçlar ve ağaç kümeleri görülür. Genelde buralarda ki ağaçlar kurakçıl veya kuraklığa dayanıklı türlerdir.

Ø Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.  Galeri Ormanları: Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50–100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

Ø Kurak geçen dönemlerde ağaçlar yapraklarını döker.

Ø Güneş ışınlarının dik geldiği yaz döneminde konveksiyonel yağışlar görülür, Kış aylarında Subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir. Bu nedenle yazı yağışlı kışı kuraktır. Yıllık yağış miktarı 1000–1500 mm arasındadır.

Ø Yağış grafiği birbirinin tersidir. Yağışlar güneş ışınlarının dik olarak geldiği dönemde daha fazladır KYK de Haziran, GYK de Aralık ayında yağış daha fazladır.

Ø    Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında görülür (10–20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülür)

Ø    Güney ve Orta Afrika, (Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında) Sudan,

Ø    Güney Amerika‘da Brezilya’da, Venezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir.

Ø    Orta Amerika

Ø    Kuzey Avustralya’da,

Ø    Madagaskar’ın batısında görülür.

 

Bozkır ( Step)

Ø Bitki örtüsü ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur. Buna step (bozkır) bitki örtüsü denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir.

Ø Bozkır bitki örtüsü içinde geven, deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır.

Ø Step ikliminde yağış miktarı orman gelişimi için yeterli değildir.

Ø Bu iklimin etki alanlarından akarsu boylarında şeritler halinde kavak ve söğütler yaygındır.

Orta kuşak tipinde kar yağışları ve don olayı görülür nem oranı düşüktür yağış rejimi düzensizdir. İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda oluşan bozkırlara ANTROPOJEN BOZKIR denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından-böyle alanlarda-yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.

Ø Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür.

Ø Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür.

Ø Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesinde Erzurum –Kars Bölümünde görülür.

Ø Gece ile gündüz yaz ile kış arasında büyük sıcaklık farkının görüldüğü kara içlerine gidildikçe bu fark şiddetlenerek artar.

 

 

 

Çayırlar

Ø Orta kuşakta karasal iklim bölgesinin yarı nemli sahalarında ve yüksek dağlarda orman ve ağaç yetişme üst sınırının üstende görülen ve yaz boyu yeşil kalan ve bozkırlardan daha uzun boylu bitki örtülerine çayır denir.

Ø   Yazları serin ve yağışlı geçmesi otların kurumasını önleyerek yeşil kalmalarını ve uzun boylu olmalarını sağlamaktadır.

ØBunların orman üst sınırından sonra görülenlere dağ çayırları denir.

 

Bu bitkiler Sıcak ve ılıman bölgelerde yüksek dağlık sahalarda sıcakların ağaç yetişmeye yetmediği yüksek kesimlerinde, Ayrıca yazı yağışlı karasal alanlarda görülmektedir.

 Ayrıca soğuk karasal iklimde yazı yağışlı alanlarda yağışın nispeten az olduğu sahalarda, ABD’nin KD. Kanada’da, Kuzey Çin’de, Rusya’da,

Orta Sibirya’da görülür.

 

Tundra

Ø    Tundra iklim bölgesinde düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardan oluşan bitki topluluğudur.

Ø    Yıllık yağış miktarı 200–250 mm civarındadır. Kışlar çok soğuk ve uzun geçer. Toprak kış aylarında donmuş haldedir. Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve oluşan bataklıklarda tundra adı verilen sezonluk ot ve çayır türü bitkiler yetişir.

ØTundra kutba en yakın bitki örtüsüdür.

Ø Yaklaşık olarak 70–80 enlemleri çevresinde görülür.

Ø Asya’da, Sibirya

Ø Avrupa’da, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde,

Ø  Kuzey Amerika’da Kanada’nın kuzey kısımlarında,

Ø Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.

Ø  Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır.

 

Çöl Bitkileri

 

Ø Kum örtüleri altında veya kayalıklardan oluşan bu bölgelerde yıllık yağışlar yok denecek kadar azdır.    ( 200 mm nin altında)

Ø  Buralarda bitkiler çok seyrektir. Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl kaktüsler, otlar ve çalılardan oluşur.

Ø      Bu bölgelerde kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır.

Ø    Ayrıca yeraltı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.

 

Ø  Afrika’nın kuzeyi (Büyük sahra), Kalahari, Namib çölleri, Afrika’nın güney batısındaki Namib ve Kalahari çölleri,

Ø   Ortadoğu’da Necef Çölü, Suriye çölü, Arabistan yarım adası, Basra körfezi çevresi,

Ø  Hindistan’ın kuzeybatısı (Tar çölü),

Ø  Orta Asya’da Gobi, Taklamakan, Kara kum, Kızıl kum Çölleri,

Ø  Avustralya’nın iç kısımları ve batısı, Gobbon ve Gibson, Büyük kum, Victoria çölleri

Ø    Güney Amerika’daki Patagonya Atacama, Peru çölleri K. Amerika’daki Arizona, Gila, Meksika, Sanaron çölleridir.

 

ETKİNLİK: Şekildeki iklim grafiklerini inceleyerek hangi iklim bölgesine ait oldukları ve bitki örtülerini yazınız.

 

Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin grafiğidir. Bitki örtüsü makiler olup yükseklerde ormanlar görülür.

 

 

 

 

 

              

Yazları yağışlı, kışları kurak olan ancak yıl boyu sıcak olan tropikal iklimin grafiğidir. Buralarda savan bitkileri yer alır. Ayrıca akarsu boylarında Galeri ormanları görülür.

 

 

 

 

 

 

Yazları sıcak kurak kışları soğuk karlı yağışa sahip karasal iklim ( Step) grafiğidir. Bu iklimde azami yağışlar ilkbahar aylarında görülmektedir. Bu iklimin bitki örtüsü bozkırlardır. (step)

 

 

 

 

 

 

 

Bu grafik yıl boyu sıcak ve yağışlı olan ekvatoral iklimin grafiği olup, bu iklimin bitki örtüsü ekvatoral ormanlardır.

 

 

 

 

 

 Etkinlik: 1-Bitkilerin Ekvatordan Kutuplara doğru farklı kuşaklar oluşturmasının nedenleri nelerdir?

     Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık ve yağış şartları birbirinden farklı iklim kuşakları bulunmaktadır. Her bitkinin kendine has bir iklim isteği özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür. Bu nedenle bitkiler kuşaklaşma gösterir.

              2- Bitkilerin yükseltinin artması ile aşağıdan yukarı doğru farklı kuşaklar oluşturmasının nedenleri nelerdir?

             Atmosferde alçaklardan yukarı doğru çıkıldıkça sıcaklık azalmaktadır. Bundan dolayı yukarılara doğru sıcaklık isteği az ve soğuğa dayanıklı bitkiler, ayrıca yukarı doğru yağış arttığı için suyu nemi seven bitkiler yukarılara doğru sıralanacaktır. Bu nedenle aşağıda sıcaklık isteği fazla ve su isteği az bitkiler bulunurken, yukarıda soğuğu seven ve dayanıklı ve su isteği bitkiler kümeleşir.

Nüfus ve Nüfus Sayımları ve Nüfusun Önemi

Etkinlik Çalışması: (S–56)

             Nüfus

Nüfus miktarı

Erkek nüfusu

22.200.000

Kadın nüfusu

21.800.000

Kır nüfusu

24.000.000

Kent nüfusu

20.000.000

Çalışan Nüfus

15.000.000

Çalışmayan Nüfus

29.000.000

Okur- yazar Nüfus

39.600.000

 

1-    Okuma -Yazma bilmeyenlerin sayısını bulunuz.

        22.200.000 + 21.800.000 = 44.000.000 ( Toplam nüfus)

     44.000.000 – 39.600.000 = 4.400.000

      2- Çalışan ve çalışmayan nüfusu göz önünde bulundurarak işsizlik oranını bulunuz.

       44.000.000 nüfusun 29.000.000 milyonu çalışmamaktadır. Bu nüfusun % 65,9 unun çalışmadığını ortaya koyar.

      3- Bu ülkede nüfusun % 54. 5 i kırsal kesimde yaşamaktadır. Nüfusun çoğunun kırsal alanda yaşadığı ülkelerde halkın en temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ancak kır nüfusu ile kent nüfusu arasındaki farkın fazla olmaması bu ülkenin gelişmekte olan bir ülke olduğunu ortaya koyar. Bu ülkelerde tarım ve hayvancılık ana geçim kaynağı olmakla birlikte sanayim ve hizmetler sektörlerinin de gelişmekte olduğu ve nüfusun yavaş yavaş bu sektörlere kaymaya başladığı da söylenebilir.     

Etkinlik Çalışması:

 

20. yüzyıl öncesi nüfus sayımlarının amaçları

Modern nüfus sayımlarının amaçları

  • Asker sayısını belirlemek,
  • Vergi yükümlülerini belirlemek
  • Devlete belirli hizmetler yapmakla yükümlü memur ve sipahilere bırakılan gelir kaynaklarının nicelik ve değişmelerini saptamak amacıyla,
  • Tarım ve arazi konularında bilgi toplanmaya çalışılması,
  • Okuma yazma bilmeyen nüfusun belirlenmesi ve buna göre okuma yazma seferberliğine başlanması,
  • İşsizlerin sayısının belirlenmesi ve buna göre iş sahalarının açılması,
  • Okula başlayacak çocuk sayısının belirlenmesi ve ona göre okul ve derslik yapılması,
  • Ülkelerin ihtiyacı olan öğretmen, doktor, mühendis vb. ihtiyacını belirlemek,
  • Ülkelerin nüfus artış hızını tespit etmek ve nüfus planlamasının yapılması veya nüfus artırma çalışmalarına başlanması,
  • Ülke kaynaklarının tespiti ve nüfusa göre kullanımının planlanması,
  • Ülkelerde meydana gelen nüfus hareketlerini tespit etmek ve bunun ortaya koyacağı sonuçlara gerekli önlemler almak,
  • Asker sayısı ve askerlik sürelerinin belirlenmesi,

 

Dünya Nüfusunun Tarihsel değişimi Ve Artışı Değişimi

Hazırlık çalışmaları:

   1- Dünyada ne kadar insan yaşamaktadır?

    2000- yılı itibari ile 6.060 milyar olup, günümüzde 6,5 milyarın üzerindedir.2006- 6.644.000.000(Kasım)

   2-Dünyada nüfus artışında etkili olan faktörler nelerdir?

    Nüfus artışını etkileyen faktörler: 1- Doğumlar. 2- Ölümler, 3- Göçler, 4- Ülkenin sınırlarındaki değişiklikler.

II. SAAT: Etkinlik Çalışması:

Yıllar

Dünya nüfusu

1000

310 milyon

1250

400 milyon

1650

500 milyon

1700

610 milyon

1750

790 milyon

1800

980 milyon

1850

1.260 milyar

1900

1.650 milyar

1910

1.750 milyar

1920

1.860 milyar

1930

2.070 milyar

1940

2.300 milyar

1950

2.520 milyar

1960

3.020 milyar

1970

3.700 milyar

1980

4.440 milyar

1990

5.270 milyar

2000

6.060 milyar

1- Hangi yıldan sonra dünya nüfusundaki artış belirginleşmiştir?

      1950 yılından sonra en fazla nüfus artışlı o1muştur.

      Dünyada özellikle 1800 yılından sonra dünya hızlı bir nüfus bir artış dönemine girmiştir. Dünyada nüfus on bin yıldır artışını sürdürmektedir. En fazla nüfus artışı son 200 yılda olmuştur. Halen dünya nüfus artışı sürmektedir.

 

   2- 1930- 1950 yılları arasında nüfus artında meydana gelen yavaşlamanın nedenleri nelerdir?

   Bu dönem dünyada siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar dönemidir. Bunun öncesinde 1914- 1918 yılları arası yaşanan 1. Dünya Savaşı ve bunun ortaya koyduğu ekonomik, siyasi ve sosyal yıkımları etkisi henüz bitmeden dünyanın 1930 lu yıllardan sonra başlayan siyasi çekişmeler ve 1940 ta başlayan II. Dünya savaşı yıllarının ortaya koyduğun siyasi sosyal, ekonomik sorunlar, mal ve can kayıpları ve hastalık ve ölümlerdir. Bu yıllarda güvende olmayan insanlarda doğumlar azalmış, genç nüfus silâhaltında oluğu evlilikler azalmış ve savaşın yol açtığı yıkımlar ve can kayıplarıdır.  

 

    3–1960 yılından sonra dünya nüfusu daha hızlı bir artış sürecine girmesinin nedenleri nelerdir?

 1- Tarımdaki Gelişme ve Endüstrileşme: Tarım ve endüstri alanındaki gelişmelere yasam koşullarının iyileşmesini sağlamıştır. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmıştır.(Gelir düzeyinin artması, Beslenme düzeyinin artması)  

     2- Tıp Bilimindeki gelişmeler: Tıp bilimindeki gelişmelere bağlı olarak doğum oranlarının artması ve ölüm oranlarının azalması nüfus artışına yol açmıştır.(Aşılama çalışmalarının artması, Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunması), 

 3-Teknolojik Gelişmeler: Teknolojik gelişmeler, yasam koşullarını iyileştirerek, nüfus artışına dolaylı olarak etki eder.

    4-Kadınların eğilim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlıklarının artması,

    5- Güvenli ve yeterli su imkânlarının artması, 

         Etkinlik Çalışması:

         1- Dünya nüfusu ile ilgili verilen tahminler gerçekleşebilir mi?

       Özellikle gelişmiş ülkelerde yaşanan nüfus artışının düşük olması hatta bazı ülkelerde yaşanan nüfus gerilemesi, bazı gelişmiş ülkelerin nüfus artışı için çabalara girmiş olması ( Örnek: Rusya 2. çocuktan sonrası için çocuk başına 9000 dolar ailelere yardım, ayrıca ilk etapta da Rusya dışındaki 300.000 Rus’un ülkeye getirilmesi için çaba sar etmektedir. Yine Dünyada en iyi nüfus kontrolü nüfusu en çok olan Çin’ de yapılıyor olması) tahminlerin gerçekleşebileceğini göstermektedir.

 

         2-Gelecekte dünya nüfusu nasıl bir seyir gösterecektir?

      Gelecekte dünya nüfusu bu günküne göre daha yavaş ve planlı bir şekilde artacaktır. Bu da artışta bir yavaşlamaya neden olacaktır.

        Dünya nüfusunun yıllık artış hızı 1950–1968 arasında ölüm oranının düşmesi nedeniyle 1965’de maksimum noktaya ulaşmış, yüzde 2.06’lık bir hızla 33 yılda dünya nüfusu iki katına çıkmıştır. Bu hız 1995’de yüzde 1.57’ye düşmüştür. 30 yıllık bu yavaşlama bütün dünya nüfusunun değişim sürecinin ikinci evresine girdiğinin yani yavaşlama dönemine girdiğinin göstergesidir.

 

        3- Gelecekte dünya nüfusunu en çok etkileyecek ülkeler hangi gelişme düzeyindedir?

         Bunda en çok gelişmekte olan ülkeler etkili olacaktır. Çünkü şu anda artışta en büyük paylar bunlara aittir. Gelecekte hızlı artışın devam edip etmemesi bu ülkelerin nüfus artışlarının düzeyleri ile belli olacaktır. Eğer bunlar nüfus planlamasına daha erken ve daha sıkı şekilde girerse yavaşlama kısa sürede, tersinde ise daha uzun zamana yayılmasına ve dünyada nüfus probleminin daha büyük olmasına yol açacaktır. 

        Nüfus ülkeler için güç kaynağımıdır? Konulu beyin fırtınası yaptırılarak konu tamamlanacak.

 

Nüfusun Dağılışı ve Bunu Etkileyen Faktörler( Dünyada nüfusun alansal dağılışı)

   Etkinlik Çalışması: Dünya nüfus dağılışı haritası incelenerek aşağıdaki sorular cevaplandırılacak:

      1- Haritada oklarla gösterilen alanlarda nüfusun seyrek veya sık nüfuslu olansın nedenlerinin açıklanması;

         A- Amazon Ormanları: Yıl boyu bol yağışlı ve aşırı sıcaktır. Buralarda çok sık ve gür yağmur ormanları bulunur. Ormanların tabanları güneş görmez ve aşırı nem, küf ve hastalıklar mevcuttur. Tarım yapılacak arazi yoktur. Burarda yaşam şartları iletişim ve ulaşım çok zordur. Diğer ekonomik faaliyetlerde gelişmemiştir. Bu yüzden nüfus ve yerleşmeye uygun değildirler. 

 

        B- Batı Avrupa: Burada iklim şartları ılımandır. Yağışlar yeterince vardır. Arazileri düz ve tarıma elverişlidir.

Buralarda madencilik, endüstri ve ticaret çok gelişmiştir.

 

  C- Himalaya dağları: Buraları çok yüksek sahalardır. Yüksek olmasından dolayı çok soğuk ve kar yağışlı sert bir karasal iklim özellikleri görülür. Ayrıca belli yükseklerden sonra buzullarla kaplıdır. Yükseklikten dolayı, belli yükseltiden sonra tarım, yerleşme, orman ve üst sınırlara ulaşılır. Arazi dağlık ve engebeli tarım alanları yok denilecek kadar azdır. Dağlık olması ve şiddetli kış şartlarından dolayı ulaşım çok zordur. İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır.

 

       D-Güneydoğu Asya: Buralarda sıcak karakterli muson iklimi etkilidir. Sıcaklık ve yağış bol ve tarıma uygun önemli ovalar ve düzlük alanlar bulunur. Ayrıca buralar tarihten kaynaklanan eski dünya olmasından dolayı da eskiden beri terleşme alanlarıdır. Buralarda zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları bulunur. Bu bölge ülkeleri nüfus özelliği olarak eğitim seviyesi az ve doğum oranlarının yüksek olduğu ülkelerdir. Bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır.

     

        E- Kutup Bölgesi- Antarktika: Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antarktika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Soğuk iklim şartlarında oluşan örtü buzulları ile kaplıdır. Gerek iklim şartları olumsuzluğu, gerekse de toprağın olmaması ve diğer geçim kaynaklarının bulunmamasından dolayı, kalın buzullarla kaplı nüfuslanmamıştır. Yani nüfus yönünden boştur.

        

        F-Sahra Çölü: Buralar yeryüzünün sıcak ve kurak alanlarıdır. Gerek yağış ve su yetersizliği, gerekse aşırı sıcaklık ve sıcaklık farkları, kum fırtınaları, toprak oluşumunun olmaması gibi nedenlerle başta tarım olmak üzere ekonomik faaliyetlere uygun sahalar değildirler.  insanlarin yaşamasına ve yerleşmesine uygun olmayan bu tür alanlar nüfuslanmamıştır. Yani nüfus yönünden boş alanlardır. Ancak vaha adı verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.

      

     2- Nüfusun dağılışında belirtilen yerlerin hangilerinde doğal ekteler etkili olmuştur.           

   Nüfus dağılışı haritasında bakılarak Amazon bölgesi, Sahra Çölü, Himalaya dağları, Kutup Bölgesi- Antarktika,

    

      3-Dünya nüfusunun genelde kıtaların kenar kesimlerinde yoğun, iç kesimlerde seyrek olma nedenleri nelerdir?

       Kıyalarda deniz ve okyanusların etkisiyle ılıman ve yağışlı iklimler vardır. Bu iklimler tarım ürünlerinin bol ve çeşitli olduğu yerlerdir, ayrıca bu kıyılarda akarsuların oluşturduğu en verimli topraklar olan delta ovarlı bulunur. Kıyı bölgelerin dünyanın diğer kesimleri ile bağlantılarını sağlayan ulaşım imkânları geniştir. Bu nedenle kıyılar sık nüfuslu, buna karşılık yağışların az, kuraklığın fazla olduğu, sıcaklıkların yetersiz olduğu iç bölgelerde ekonomik faaliyetler sınırlıdır. Denizden uzaklaşıldıkça bu özellikler iyice belirginleşir. Bu nedenle iç kesimlerde nüfus daha seyrektir.

     

        4-Amazon ve Nil Dünyanın en önemli nehirleri iken Amazon Havzası seyrek, Nil Havzası neden sık nüfusludur:

          Amazon havzası: Buralarda çok sık ve gür yağmur ormanları bulunur. Ormanların tabanları güneş görmez ve aşırı nem, küf ve hastalıklar mevcuttur. Tarım yapılacak arazi yoktur. Burarda yaşam şartları iletişim ve ulaşım çok zordur. Diğer ekonomik faaliyetlerde gelişmemiştir. Bu yüzden nüfus ve yerleşmeye uygun değildirler. 

          Nil Havzası: Orta kuşakta yer alıp daha çok ılıman karakterli iklimlerin etkisindedir. Ayrıca Nil Havzası yağmur Ormanları gibi araziyi sık kaplayan ve tarım alanlarını kapatan bir bitki örtüsüne sahip değildir. Nil Havzasında çok verimli ve düzlük ovalık alanlar mevcuttur. Yaz Kuraklığının yaşandığı alanlara da Nil hayat verir.

Bu yüzden çok sık nüfusludur.

 

     Dünya üzerinde en sık ve seyrek nüfuslanmış yerler ve nedenleri:

              A- Sık Nüfuslanmış Yerler: Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır.

          Muson Asyası: Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır. ( tarım)  Japonya: Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisiyle sık nüfuslanmıştır.

         Akarsu Havzaları: Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil gibi akarsu havzaları sık nüfuslanmıştır. Akarsu boyları enleme göre farklı nüfus yo­ğunluğuna sahiptir. Örneğin sıcak kuşakta Amazon, Kongo nehirlerinin havzası seyrek nüfuslu iken, orta kuşakta, Tuna, Ren, Fırat nehirlerinin havzası yoğun nüfusludur.

        Güney ve batı Avrupa: Madencilik, endüstri ve ticaretin çok geliştiği Avrupa’nın bütünü sık nüfuslanmıştır.

        Amerika: Kuzey Amerika’nın kuzeydoğu kıyıları; Sanayi, tarım imkânları, deniz etkisi, uygun iklim şartları ve ulaşım kolaylığı.

             B-  Seyrek Nüfuslanmış Yerler

       İklim koşullarının olumsuzluğuna bağlı olarak nüfusun çok az olduğu, tenha yerlerdir.

       Soğuk Bölgeler: Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Gröndland, Alaska, Kanada’nın Kuzeyi, İskandinav Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.

       Yüksek Dağlar: İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır. ( Himalayalar9

            Sıcak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler: Tropikal kuşakta, Amazon, Kongo havzaları gibi alçak yerler, yüksek sıcaklık, aşırı nemlilik, sık ormanlar ve geniş alan kaplayan bataklıklar nedeniyle az nüfuslanmıştır.

                  C-Nüfuslanmamış Yerler

İklim ve zemin koşulları nedeniyle insanlarin yerleşmesine elverişli olmayan, nüfuslanmamış yerlerdir.

       Kutup Bölgeleri: Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antarktika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Kalın buzullarla kaplı bir kıta olduğu için nüfuslanmamıştır.

       Bataklıklar: Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeniyle, toprağın çok ıslak olduğu, yer yer suların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyeti sınırlandırdıkları için nüfuslanmamıştır.

       Çöller: Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki Iran, Kızıllkum, Kara kum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanlarin yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu nedenle nüfuslanmamıştır. Ancak vaha adi verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür

Yıllar

                           Kıtalar

Afrika

Asya

Avrupa

Amerika

Okyanusya

Dünya(Toplam)

1750

106

502

163

18

2

791

1800

107

635

203

31

2

978

1850

111

809

276

64

2

1262

1900

133

947

408

156

6

1650

1950

221

1402

547

339

13

2522

1960

276

1628

661

439

16

3020

1970

377

2050

720

532

19

3698

1980

492

2518

778

628

23

4439

1990

657

3018

798

769

27

5269

2000

811

3554

809

853

31

6059

2005

897

3800

805

875

33

6410

                         Yılara göre nüfusun kıtalara dağılışı ( Milyon kişi)

 

Etkinlik Çalışması: Aşağıdaki Soruları tablodaki verilere göre cevaplandırınız.

1–1750- 1050 yılları arasında nüfusu en çok artış gösteren kıtalar hangileridir.

   Asya ve Avrupa Kıtalarıdır. Bu kıtalar sayıca en çok artışı göstermiştir. Bunun nedenleri Asya kıtasındaki yüksek doğum oranları, Avrupa’da ise sanayi inkılâbından sonra insan yaşam düzeyleri ve sağlık şartlarında meydana gelen iyileşmeler ve ortalama ömrün uzamasıdır.

2-Amerika kıtasında nüfus hangi yıllar arasında önemli bir değişme göstermiştir?

    En yüksek artışlar1900- 1950 yılları arasında olmuştur. Bunun nedenleri ise Güney Amerika ülkelerinde meydana gelen yüksek doğum oranları ile kıtanın diğer kıtalardan almış olduğu yüksek sayılardaki göçerdir.

3–1750–1900 yılları arasında Avrupa kıtasında nüfusun önemli bir şekilde artış göstererek değişim yapmasının nedenleri nelerdir?

    Sanayi inkılâbın bu kıtada ortaya çıkması ve bunun sonucunda başlayan ekonomik gelişmeler, teknolojik gelişmeler ve sağlık ve yaşam koşullarının iyileşmesi sonucu ömrün uzamasıdır.

 

4–1960 yılından sonra tüm kıtalarda meydana gelen nüfus artışının ortak nedenleri nelerdir?

       Bu dönemde tüm dünya genelinde nüfus arışının genel nedeni insanlığın yaşam düzeyinin ilerlemesi ve ömrün uzamasıdır. Paleolotik ve Neolitik dönemde ortalama insan ömrü 30 yıl civarında iken; Avrupa ve Kuzey Amerika’da bu yıllarda başlayan ölüm hızının düşmesi gelişmekte olan ülkelerde günümüzde hızla devam etmektedir. Gelişmemiş ülkelerde 1950–1990 arasında çocuk ölümleri üçte iki oranında azaldı. 41 yaşı bulmayan ömür süresi 60 yıla çıktı. Gelişmiş ülkelerde bir asırda varılan bu noktaya üçüncü dünya 40 yılda geldi. Bu da dünya genelinde ömrün uzaması ve nüfusun daha fazla artmasına neden olmaktadır.

             Asya kıtasının nüfusu son 50 yıl içinde iki katına çıkmıştır. Bu kıta dünya nüfusunun % 58 lik kısmını barındırmaktadır. Bu kıtada henüz doğum oranları oldukça yüksektir.

            Avrupa kıtasında ise nüfus artışı Asya kıtası kadar değildir. Hatta bu kıtada nüfus düşme eğilimindedir. Bunun en büyük nedeni kıtadaki doğum oranının az olmasıdır.

Etkinlik Çalışması:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      

 

 

 

 

1- Dünya Nüfusu kıtalara göre farklı dağılım göstermesinin nedenleri nelerdir?

       Bu kıtaların insan yaşamı açısından farklı doğal özelliklerden kaynaklanmakla birlikte, özellikle de son yıllardaki kıtalardaki doğum oranlarının farkından kaynaklanmaktadır. Eskiden beri yerleşme sahası olan ayrıca doğum oranları yüksek olan ve insan ömrünün de uzamasıyla Asya, Afrika, Güney Amerika’da hızlı bir artma yönünde değişim yaşanırken,  buna karşılık Avrupa, Kuzey Amerika’da ise doğum oranları düşme eğiliminden dolayı farlılıklar yol açmaktadır. Karaların geniş yer tutması nedeniyle Dünya nüfusunun yarıdan fazlası Kuzey Yarımkürede yaşar.

  

         2- Yoğun Nüfuslu ülkeleri siyasi harita ve nüfus yoğunluğu haritasından faydalanarak tespit ediniz.

 

     Asya’da; Hindistan, Japonya, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Tayvan, Güney Kore, Kuzey Kore, Japonya, Filipinler, Pakistan, Vietnam, Tayland, Birmanya( Burma), Laos, Kamboçya, Nepal, Bhutan

     Avrupa’da; İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Danimarka ( Gröndland hariç), İtalya, Almanya, İsviçre, Avusturya, İspanya, Portekiz, Gürcistan, Ukrayna, Romanya, Macaristan, Çek Cum. Slovakya, Polonya vb.

     Afrika’da; Güney Afrika, Sierra Leone, Liberya, Fildişi Sahili, Gana, Togo, Benin, Nijerya, Senegal, Gine, Zambiya vb.

     Amerika’da: A.B.D. doğu kıyıları ve batı kıyıları, Meksika, Guatemala, Honduras, Nikaragua, Kostarika, Panama, Kolombiya, Venezuela, Brezilya doğu kıyıları,

      Avustralya’nın güneydoğu kıyıları,

 

 

  

       3- Nüfus artışının olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? Tartışma

 

       Nüfus artışı hızının az olması; 

            A- Nüfus sayısı azalır. 

            B- Yaşlı nüfus artarak, nüfus dinamik özelliğini yitirir.

            C- İş gücü Azalması veya sıkıntısı başlar.  

            D- Ülkenin geleceği tehlikeye girer.   

 

        Nüfus artışı (artış hızının yüksek olması) olumlu etkilere de yol açabilmektedir. 

 A-Mal ve hizmetlere talep artar.                                B-Yeni sanayi kollarının doğmasına yol açar.  

 C-İşçi ücretleri düşer                                                  D- Vergi gelirleri artar.            

       E-Piyasa genişler, yeni yatırım sahaları açılır.           F-Askeri açıdan savunmada önemlidir.    

 

       Nüfusun aşırı artması birtakım sıkıntılara neden olur.

   1. Milli gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar. ( Milli gelirin azalması, demografik yatırımların artması)

   2.  İşsizliği arttırır.

  3.Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırıp çalışanların yükünü artırır.

  4.  Kırsal kesimden kentlere doğru olan göçler yoğunluk kazanır.

   5.Gelir dağılımındaki dengesizliği arttırır. ( Düşük gelirli ailelerde çocuk sayısı daha fazladır)         

   6- Kişi başına düşen milli gelir payı azalır.

   7- Dengeli beslenmeyi zorlaştırır.

   8- Eğitim, sağlık ve alt yapı hizmetlerini aksatır, yetersiz kalmasına neden olur. Belediye hizmetleri zorlaşır.

   9- Konut yetersizliği; çarpık kentleşme ve çeşitli çevre sorunları ortaya çıkar.

   10- Doğal kaynakların aşırı kullanımı ile doğal kaynaklar tez tükenir.

   11- Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır.

Nüfus Artışında Etkili Olan Faktörler ( Dünyada Nüfus Artışı)

Hazırlık çalışmaları soruları cevaplandırılarak konuya başlanacak,

    1- Dünyanın her yerinde nüfus artış hızı aynımıdır?

     Aynı değildir. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızları düşük iken, gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışlarının hızları daha yüksektir.

    2-Nüfus artışını etkileyen etmenleri araştırınız.

          Nüfus Artışını Etkileyen Faktörler:

a)              Doğurganlık ve ölüm oranları,

b)             Göç hareketleri,

c)      Sağlık alanındaki ilerlemeler(Aşılama, Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunması)

d)            Beslenme imkânları,

e)              Eğitim seviyesinin durumu,

f)               Yaşam standartlarının yüksekliği (Gelir düzeyinin artması)

g)             Nüfus planlaması çalışmalarının yapılma düzeyi,

h)             Savaşların azalması,

i)                 Kadınların eğitim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlıklarının artması,

j)                 Ülke sınırlarındaki değişmelerdir.

Dünya nüfus artış oranları

Yıllar

Artış Oranları (%)

1950

1,47

1955

1,89

1960

1,33

1965

2,07

1970

2,07

1975

1,73

1980

1,69

1985

1,70

1990

1,58

1995

1,38

2000

1,22

2005

1,15

Etkinlik Çalışması:

 1- Nüfus arştı Hangi yıllar arasında daha yüksektir?

     1965- 1970 yılları arasında daha etkilidir.

 2-Nüfus artış oranları hangi yıllardan itibaren düşmeye başlamıştır?

   1975 li yıllardan sonra düzenli bir şekilde düşmeye başlamıştır.

 3-En az artışlar hangi yıllar arasında olmuştur?

2000- 2005 yıllarda en az olmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ülke

Doğum Oranı %0

Ölüm Oranı %0

Doğal artış

Çin

21

7

14

Hindistan

31

10

21

Fransa

13

10

3

Japonya

12

8

4

Kenya

47

10

37

Meksika

17

6

11

İngiltere

14

12

2

ABD

14

9

5

Türkiye

  2004

19,1

6,2

12.9

1.     Boşlukları doğal artış oranları ile doldurunuz.

2.     Doğal artış oranı en yüksek ülke hangisidir. ( Kenya)

3.    Doğal artış oranı en az olan ülke hangisidir? ( İngiltere)

4.    En dengeli nüfus hangi ülkeye aittir?                    ( İngiltere)

Gelişmiş ülkelerde doğum oranlarına örnekler.

           Rusya’da Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
            İsveç’te kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.53 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
            Çin’de Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.82 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
            ABD’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 2.06 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

            İngiltere’de Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
            Japonya’da kadın başına  Ortalama çocuk sayısı: 1.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

         Gelişmemiş ülkelerde bu oranlar ileri ülkelere göre yüksek olmakla beraber son yılarda önemli düşüşler olmaktadır. Bu ülkelerde doğurganlık oranı 1970 lerde 6,7 den, 2,6 ya kadar düşmüştür. Gelişmemiş ülkelerde doğum oranlarına örnekler:

                Zimbabwe’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı 3.28 çocuk  (2001 tahmini) ,

                Uganda’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı 6.88 çocuk (2001 tahmini),

                Sudan’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 5.35 çocuk
                Somali’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 7.11 çocuk

                Suudi Arabistan’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 6.25 çocuk,

                Honduras’ta kadın başına  Ortalama çocuk sayısı: 4.15 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)

Türkiye’de  kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 2.46 bebek (2002 tahminleri), 2004 yılı için - 2,21

 Etkinlik Çalışması: 

 1-Doğurganlık oranlarında düşüşün nedenleri nelerdir?

1-    Eğitim seviyesinin artması,

2-    Nüfus planlamasının yapılmaya başlanması,

3-    Kadının çalışma hayatındaki yerinin artması,

4-    Sanayileşme ve kentleşmenin etkileri,

5-     Kişi başına düşen milli gelir miktarının artması ve yaşam şartlarının iyileşmesi,             

            Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin geri olduğu ülke ve bölgelerde doğurganlık hızı fazladır. Ayrıca kırsal kesimde doğurganlık hızı kentlere göre daha yüksektir. Doğurganlık oranları kadınların yaşı ve eğitimi, çalışma hayatındaki yerine göre değişir. Kadınların eğitimi yükseldikçe, yaşı arttıkça, çalışma hayatında yer aldıkça doğum oranları düşmektedir. 

  2-Nüfusun değişiminde etkin olan faktörler nelerdir?   

           1- Doğumlar.   2- Ölümler.   3- Göçler.  4- Ülke sınırlarında meydana gelen değişmeler.

   3-Ülkelerin hayat standartlarının yükselmesi doğum ve ölüm oranlarını nasıl etkilemektedir?

        Ülkelerde hayat standardı yükseldikçe sanayileşme ve kentleşme arttıkça ve sağlık ve beslenme şartları iyileşmeye, eğitim seviyeleri artmaya ve kadınlar çalış hayatına girmeye başlayacaktır. Bu özellikler doğum oranlarının azalmasına neden olacaktır.

        Bu sayılan şartlar insan ömrünü uzatacak ve ölümleri azaltacaktır.  

 

Etkinlik Çalışması: Ülkelerin nüfus artışları sadece doğum ve ölümlere bağlı değildir.

              

                               Jamaika

                      Hong-Kong

Doğum oranı

%0 27

Doğum oranı

%0 18

Ölüm oranı

%0 6

Ölüm oranı

%0 5

Doğal artış

%021

Doğal artış

%0 13

Gerçek yıllık nüfus artışı

%0 12

Gerçek yıllık nüfus artışı

%0 33

        Burada Jamaika’da doğal artış %0 21 iken Gerçek artışın %0 12 olması bu ülkenin dışarı göç verdiğini gösterir. (% 09 nüfus göç vermiştir); Buna karşılık Hong- Kong ta ise doğal artış % 013 iken, gerçek artışın % 33 olması burada ülkenin dışarıdan göç aldığını gösterir. 

Etkinlik Çalışması:

1-Dünyanın her tarafında nüfus artış oranları aynımıdır?

Her yerde nüfus artış oranları aynı değildir.

2-Nüfus artışının yüksek olduğu ülkeler veya alanlar nerelerdir?

Afrika ülkeleri, Orta doğu ülkeleri, Güney ve güney doğu Asya ülkeleri, Latin ve Orta Amerika ülkeleri ( Arabistan, Kenya, Kuveyt, Nijerya, Andora, Libya, Suriye vb.)

Bu ülkelerde en önemli artış nedeni doğum oralarının çok yüksek olması, Ayrıca bu ülkelerde de hayat şartlarının iyileşerek ömrün uzaması da son yıllarda artış etkili olmaktadır.

3-Nüfus artış oranlarının düşük olduğu ülkeler hangileri ve nedenleri?

ABD, Rusya, Kuzey ve Batı Avrupa ülkeleri, Kazakistan, Balkan ülkeleri, Yeni Zelanda vb.

Bu ülkelerde artışın düşük olmasın en büyük doğum oranlarının düşük olmasıdır.

4- Nüfus artışları gelecekte nasıl bir seyir izleyecektir?

   Dünyada nüfus artışlarının çoğunun gelişmekte olan ülkelerden kaynaklanması beklenmektedir. Dünya nüfusunu 2 milyardan 5 milyara çıkaran ilk büyüme dalgasından sonra, Dünyada önümüzdeki otuz yılda hızlı atış devam edecektir.( 1995’den 2025’e kadar) Bu da 5,7 milyar insandan 8,3 milyar nüfusa ulaşması demektir.

          Dünya nüfusunun çoğunun bulunduğu Merkez üssü Asya olan kuzey( Asya, Avrupa ) nüfus ağırlığı, gelecek yıllarda yön değiştirip; güneye ( Afrika Ve güney Amerika) kayacaktır. Bu kadar eşitsiz bir dağılım 30 yıl içerisinde yeryüzünün şeklini bir hayli değiştirecektir. 

          Afrika nüfusu 1950 de 221 milyondan önündeki 70 yılda yani 2020 lerde1,6 milyara çıkarak tam 7 kat artması beklenmektedir. Latin Amerika’nın nüfusun da 4,5 kat artış göstermesi, Bu iki kıta 2025 yılında dünya nüfusunun yüzde 28’ini barındırıyor olması beklenmektedir. Oysa 1950 yılında iki kıtada dünya nüfusunun sadece yüzde 15’i yaşıyordu.

           Avrupa’ya gelince kıta 1950 yılında dünya nüfusunun yüzde 16’sına sahipti. Kıtada nüfus artışının yavaşlaması hatta bazı ülkelerde durağan veya eksilen yapıda olmasından dolayı dünya nüfusu içindeki payı azalarak 2025 yılında de sadece yüzde 6’sına sahip olacaktır. Asya’nın en kalabalık 18 ülkesi 1950’de 1,2 milyar insan barındırırken 2030 yılında 4,3 milyar insanı barındıracaktır. İleriki on yıllarda karşılaşacak zorluklar geçmişin demografik nedenlerinden ileri gelecektir.

          Güney ülkeleri ( Afrika Ve güney Amerika) bir taraftan nüfuslarının büyük oranda arttığını görülürken,  öte yandan, doğurganlığın hızlı düşüş göstermesi ve ortalama ömrün uzamasından dolayı nüfus yapılarında yaşlıların oranının yükseldiğini de göreceklerdir.

         Çin’de 1957–1990 arsı 15 yaşından küçük olanların toplam nüfus içindeki payı yüzde 40’dan yüzde 26’ya düşmüş, 2020 yılında da yüzde 12’ye düşecektir. 65 yaşından büyük olanların Çin nüfusundaki oranı 1990’da yüzde 6 iken, 2025 yılında iki misline çıkacak yüzde 13 oranıyla Avrupa seviyesine ulaşacaktır. Bu gelişim Avrupa’da yüz yıl sürerken Çin ve diğer bazı güney ülkelerinde aynı gelişim sadece 25 yılda gerçekleşecektir.

         Dünya nüfusu 2025 yılında 8,5 milyar ve 2075 yılında da 9 milyar civarı, 2150 de 9,5- 10 milyar civarında olacağı tahmin edilmektedir.

Doğurganlık Oranı En Yüksek Afrika Ülkeleri ( 2000 yılı – Binde olarak)

 

Nijer

54

Liberya

50

Çad

50

Uganda

48

Angola

48

Somali

47

Burkina Faso

47

 

 

 

    Doğurganlık Oranı En Düşük Afrika Ülkeleri  ( 2000 yılı – Binde olarak)

 

Mauritius

17

Seyşeller

18

Tunus

22

Fas

23

GAC

25

Mısır

26

 

    Ortalama Yaşam Süresi En Kısa Afrika Ülkeleri ( 2000 yılı)

 

Malawi

39

Ruanda

39

Mozambik

40

Zimbabwe

40

Nijer

41

Uganda

42

 

Nüfus Yapısı ( Nüfus Piramitleri Ve özellikleri)

. Hazırlık çalışması:

1- Ülkelerin nüfus özelliklerini gösteren araçlar neler olabilir?

    O ülkelerin nüfus istatistikleri,  bu istatistiklerden faydalanarak yapılan nüfus piramitleri, diğer nüfus özelliklerini açıklayan grafikler, nüfusla ilgili dağılışları gösteren haritalar, diyagramlar.

         Bir ülkede nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bir ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumu hakkında bilgi edinmek için ülkenin nüfus yapısından yararlanılır. Nüfusun yapısını belirleyen özellikler:

  • Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı,
  • Etkin (çalışan) Nüfusun Sektörlere Dağılımı,
  • Nüfusun Gelir Durumu,
  • Nüfusun Eğitim Durumu,
  • Nüfusun Kır ve Kentlere Dağılımı,

Etkinli çalışması: ders kitabında nüfus verileri verilen iki ülkeye ait nüfus piramitleri derste milimetrik kâğıt üzerine çizdirilerek yorumlama ve karşılaştırma yapılacak.

                                         I. Ülke

              II. Ülke

Yaş grubu

Erkek nüfus

Kadın- nüfus

Erkek nüfus

Kadın nüfus

0–4

3.396.690

3.188.132

2.017.912

1.914.023

5–9

3.485.746

3.270.871

2.139.525

2.029.996

10–14

3.570.657

3.307.999

2.423.633

2.297.594

15–19

3.691.218

3.518.257

2.363.968

2.245.855

20–24

3.426.714

3.263.432

2.320.283

2.205.839

25–29

2.976.430

2.918.825

2.591.090

2.455.278

30–34

2.552.370

2.457.808

3.538.485

3.323.956

35–39

2.453.579

2.400.808

3.721.845

3.491.953

40–44

2.083.531

1.985.225

3.235.895

3.081.802

45–49

1.710.757

1.658.012

2.866.916

2.818.848

50–54

1.356.391

1.360.958

2.427.481

2.384.465

55–59

1.016.254

1.042.168

2.578.764

2.584.227

60–64

864.299

964.989

2.748.227

2.865.388

65–69

794.881

850.636

1.930.520

2.165.780

70–74

517.870

654.773

1.513.843

2.053.121

75–79

254.443

323.154

940.942

1.902.152

80–84

98.797

147.895

790.549

2.217.852

85 yaş üstü

83.572

132.928

690.258

869.458

Etkinlik Çalışması:

1- Piramit çizimi

2-Tablodaki veriler ve bu piramide bakarak bu ülkelerin nüfusları ile ilgili hangi özellikleri belirleyebiliriz.

Nüfus piramitlerinden neler elde edilir:

1- Ülkelerin toplam nüfusu,

 2- Kadın erkek sayıları ve toplam nüfusa oranları,     

 3- Nüfus basamakları ( Çocuk, yetişkin, yaşlı) ve bunların birbirlerine oranları                                                                    

 4- Ülkedeki doğum ve ölüm oranları,

 5-Çalışma çağındaki nüfus miktarı ve tüketici nüfusa oranı,

  6- Ülkelerin gelişmişlik düzeyi,

  7- Ülkelerin farklı yıllarda ki grafikleri karşılaştırılarak nüfus yapısında meydana gelen gelişmeler gözlenebilir.

8- Ülkelere göre nüfus hareketleri gözlenebilir.

3- Belirlenen özelliklerden bu ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile ilgili neler söyleyebiliriz.

I. Ülkenin nüfus piramidi düzgün üçgene benzemektedir. Bu piramitte, doğum ve ölüm oranlarının yüksek olduğu, geri kalmış ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir. 

II: Ülkenin nüfus piramidi Arı kovanına benzer şekildedir. Bu piramit doğum ve ölüm oranlarının düşük olduğu, endüstrisi gelişmiş ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir.

4- Bu tür piramitlere benzer özellikteki ülkeler belirleyiniz.

1. piramide örnek olarak, İran, Irak, Somali, Uganda, Libya, Arabistan, Kenya, Bangladeş vb

2. Piramide benzer, İngiltere, Fransa, ABD, Kanada, Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, Norveç, İsviçre vb.

Etkinlik Çalışması: Aşağıdaki grafikleri verilen bir ülkenin nüfus grafiği 1. grafikten 2. grafiğe dönmüştür. Bu ülkede nüfusun yapısında nasıl bir değişiklik olmuştur.

1-Bu ülkede doğumlar azalmıştır.

2-Ölüm oranı düşmüştür.

3- Çocuk yaştaki nüfus azalmıştır.

4-Çalışma çağındaki nüfus( Yetişkin) artmıştır.

5-Yaşlı nüfusun sayısı artmıştır.

6-Ortalama ömür uzamıştır.

7-Yaşlı nüfus içindeki kadın nüfus oranı artmıştır.

8-Bu ülkede ekonomi gelişmiş, sanayileşme artmıştır. Sağlık hizmetleri ve hayat standardı artmıştır.

Sonuç: Bu ülke gelişmekte olan bir ülke konumundan gelişmiş bir ülke konumuna geçmiştir.

 

Etkinlik Çalışması: Dünyada beklenen ortalama yaşam süresinin dağılışı haritası incelenerek,

           1- Ortalama yaşam süresinin en yüksek olduğu kıta ve ülkeleri bulunuz,

       Avusturalya, Yeni Zelanda,

        Kuzey Amerika ( Kanada, ABD) Meksika,        Güney Amerika’da Şili, Arjantin, Uruguay, Paraguay, Kolombiya, Ekvator, Kostarika, Venezuela, Panama, Fransız Guyana’sı.

           Neden:  Bu ülkelerde sağlık şarlarının ve beslenme şartlarının çok iyi durumda bulunması, ölüm oranlarının düşük olması en önemli etkendir.

       Avrupa’da: Kuzey Avrupa ülkeleri ( Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka) Batı Avrupa’da İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Almanya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Avusturya, İsviçre, Güneyde İtalya, Yunanistan,

      Asya’da Çin, Japonya, Güney Kore, Malezya, Filipinler

     

      2- Ortalama yaşam süresinin en düşük olduğu kıta ve ülkeleri bulunuz,

  Afrika Kıtası, ( Kuzey Afrika Dışında tamamı), Asya’da Hindistan, Yemen, Irak, Kazakistan, Papua Yeni Gine, Nepal, Bangladeş, Kamboçya, Laos,  Vietnam

       Neden:  Bu ülkelerde sağlık ve beslenme şartlarının iyi olmaması, önemli bir kısmının açlık çekmesi, salgın hastalıklara maruz kalmaları ve bir kısmı da sürekli savaşların içinde olması.

 

    3- Ülkemizin ortalama ömür yönünden durumu ve diğer ülkeler arasındaki yeri nedir.

       Ülkemiz 65- 69 yıl olan ortalama ömür grubuna girmektedir. Ülkemiz hayat seviyesi çok iyi olan ülkelere göre az olmakla beraber, gelişmemiş ülkelerden daha iyi durumdadır.

      DİE verilerine göre 2004 yılı itibari ile Erkeklerde 68,8yıl, kadınlarda 73,6, toplam ortalamada 71,1yıl olarak tahmin edilmektedir.         

          Etkinlik Çalışması:

1-Bir ülkenin kalkınmasında nüfus nasıl bir etkiye sahiptir?

               Nüfus artışı ekonomiye yaptığı olumlu katkılar: 1.Mal ve hizmetlere talep artar.     2.Yeni sanayi kollarının doğmasına yol açar, 3.İşçi ücretleri düşer, 4. Vergi gelirleri artar.  5.Piyasa genişler, yeni yatırım sahaları açılır, 6.Askeri savunmada önemlidir 

             Nüfus artış hızı düşük olursa ne gibi sonuçlara yol açar:

 1- Nüfus sayısı azalır.2- Yaşlı nüfus artarak, nüfus dinamik özelliğini yitirir.3- İş gücü Azalması veya sıkıntısı başlar. 4- Ülkenin geleceği tehlikeye girer.              

          Nüfusun fazla olması:1.İşsizlik sorununu oluşmasına, 2.milli gelirden alınan payın azalması, 3-Ülke kalkınma hızının düşmesine, 4- nüfus hareketlerinin (Göç hareketleri)artmasına,5.Konut yetersizliği ve gecekondulaşma ve çarpık kentleşme sorunlarının oluşmasına, 6-çevre sorunlarının artmasına, 7-Eğitim ve sağlık hizmetlerinde aksamalar vb sorunları oluşturur.

          

         2-Doğal kaynakların kullanımı ile nüfus arasında nasıl bir ilişki vardır?

Eğer ülke nüfusu çok fazla ise Doğal kaynakların aşırı kullanılması ve bu kaynakların tez tükenmesine yol açar. Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır.

          Eğer bir ülkenin nüfusu az doğal kaynakları zengin ise bu kaynaklar işlenemez ve ülke kalkınamaz. Nüfusun ülkenin kaynaklarını etkin ve savurmadan işleyebilmesi için de iyi eğitilmiş olması gerekir.

        3- Savaşların ülke nüfusları ve cinsiyetlere dağılımında etkisi nedir?

       Savaşlarda genel olarak erkek nüfusun cepheler gitmesi ve buralarda kayıplar vermesinden dolayı nüfusun içinde payı düşer ve savaş yıllarında ve kadın nüfusun fazla olduğu görülür. Ayrıca savaş yıllarında evlenmeler ve doğumlar azalır. Bu yüzden genel nüfus artışı ve doğurganlık oranları düşer. Savaşlarda özellikle yıkım çok olmakta ölü oranları artarak nüfus azalmasına da neden olmaktadır.

        4- Tabloyu doldurunuz:

Ekonomik gelişmişlik düzeyi

Nüfus artış oranları %0

Artış nedeni

Kalkınma durumu

Gelişmekte olan ülkeler

20- den yukarıda

Doğum oranlarının yüksek olması

Kalkınma hızları düşüktür. Çünkü nüfus artı oranları yüksek olmasından dolayı kaynaklarının demografik yatırımlara harcalar.

Gelişmiş ülkeler

10 - dan daha az

Hayat standardı yüksek ve sağlık iyi ölümlerin düşük olması

Kalkınma hızları yüksektir. Çünkü demografik yatırım az, çalışan nüfus fazla üretim fazladır.

 

Göçler ve Nedenleri

      Etkinlik Çalışması: 1-Avrupalılar yeni kıtalarda neden koloniler kurmuştur?

    Yeni keşfedilen kıtalarda veya kara parçalarında bulunan değerli maden, kaynak vb yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirmek. Ayrıca kıtaya göç eden kendi milletlerinden insanların birada tutunup bu topraklara sahip olmalarını sağlamaktır. Buralarda kendi kültürlerinin yerleşmeleri ve devamını da sağlamaktır. Yani bir amacı ekonomik, bir amacı da siyasi ve kültürel( sosyal) çıkarları sağlamaktır.    

                                         2- Avrupalıların yeni kıtalara göçmesinin nedenleri nelerdir?

     Siyasi baskılardan kaçmak ve özgürlük ortamından faydalanmak,  Dini inançlarını özgürce yaşayabilmek, Yenidünyanın yeni ortamını tanımak ve maceraya atılmak, Kendi ülkelerinde bulamadıkları ekonomik ve sosyal imkânları yakalayabilmek için gitmişlerdir.

 

 

 

Göçün Nedenleri

C- Siyasa nedenler:

  1- Savaşlar

  2- Mübadele,

  3- Etnik çekişmeler,

  4- İhtilaller,

  5- İç isyanlar,

  6- Terör olayları,

  7- Sınır değişiklikleri

 

 

A- Doğal nedenler

  1-Erozyon,

  2-Kuraklık,

  3-Depremler,

  4-Volkanik püskürme,

  5- Sel ve su baskınları

  6- Toprak kaymaları,

  7- Çığ düşmeleri

D-Ekonomik Nedenler

   1-İş İmkânları,

   2- Doğal kaynakların varlığı,

   3- Geçim sıkıntısı,

   4-Gelir adaletinin olmaması

      ( Gelir dengesizliği)

   5- Tarımda makineleşmenin kırsal alanda ki ortay çıkardığı işsizlik,

       

 

 B- Sosyal nedenler

1-  Eğitim,

2-  Sağlık şartları

3-  Macera arama,

4-  Dini sebepler

5-  Kültürel farklar

 

Göçün Mekânsal Etkileri

Etkinlik Çalışması:

Bu özelliklerden Bazıları göç alan yerlerde bazıları ise göç veren yerlerde görülür.

1-                              Göç alan yerlerde oluşan sorunlar nelerdir?

A- Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.

B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.

C - Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)

Ç-Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.

D-Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.

E-Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.

G-Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.

H-Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,

I- Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.

J-Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.

K-Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.

L-Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.

M- Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.

 

2- Göç veren yerlerde hangi sorunlar oluşur.

A- Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.

B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.

C-Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.

D- Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.

      E-Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır. 

         Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:

1- Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.

2- Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
         3- Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.

4- Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.

5- Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
         6- Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
         7- Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
         8- Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
         9- Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.

10- Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin
değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.
         11-
Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.

12- Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.

13- Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.

14- Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.

15- Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;

16- Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
        17- Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.

18- Türk Ceza Kanunundaki hırsızlık ve gasp suçlarına eşdeğer kabul edilecek yasal düzenlemeler yapılmalı, imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara karşı müdahale ve yaptırım gücüyle donatılmış, meslek odaları, sivil kuruluşlar ve bilim adamları katılımlı, özerk, yerel ve demokratik denetleme kurumları oluşturulmalı;

Geçmişten Günümüze Geçim Tarzları

Etkinlik Çalışması: Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen sürekli yer değiştiren bir yaşam tarzına sahiptir. Yerleşik hayata henüz geçmemiş ve mağara kovuklarının barınma yeri olarak ulanıldığı bir yaşam şeklidir.

 

     Hazırlık Çalışmaları: 1- Günümüzde başlıca geçim kaynakları nelerdir?

          1.Tarım: Tarla ve bahçe kültürleri, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık.

          2.Sanayi: İmalat sanayi ve madencilik.

          3.Hizmetler: Elektrik, su, gaz, ticaret, ulaşım, haberleşme, inşaat, mali kurumlar, toplum hizmetleri ( eğitim, sağlık vb.

                                   2-Ülkeler arasında geçim tarzları yönünden ne gibi farklılıklar vardır?

          Ülkelerin bulunduğu, iklim, yer şekilleri, gelişmişlik durumu ve kültürel özellikleri yönünden farklı özelliklerine göre yetiştirdikleri ürünler, toprağa bağımlılık durumları, sanayileşme durumlarına göre geçim tarzları farklıdır. Gelişen sanayi ülkelerinde insanlar sanayi ve hizmetler sektörü ağırlıklı geçim sürdürürken, gelişmemiş ülkelerde insanların çoğu tarım sektörünün meslekleri olan çiftçilik, hayvancılık, avcılık vb. geçim kaynakları ile geçim sağlamaktadırlar.

    Dünyada farklı hayat tarzlarının nedenleri nelerdir?

1- Coğrafya şartları

   A- Bulunulan alanın konumu

   B- Yer şekilleri özellikleri

   C-İklim şartları

   D- Bitki örtüsü şartları

        Dünyada konumu iyi olan ülkeler kolay gelişebilmektedir. Bunun yanında konumun önemi zamanla değişebilir. Örnek ilk Çağda İngiltere ve batı Avrupa ücra köşeler iken Kıtaların bulunması ile önemleri artmıştır. Buda gelişmelerine olumlu etki etmiştir. İklim ve bitki örtüsü hayat tarzının kolay veya zor olması yönünden etki eder. Ekvatoral bölge, çöller ve kutup bölgeleri insanları göçebeliğe zorlamıştır.

        Orta kuşak veya ılıman bölgenin coğrafi şartları yerleşik hayatı kolaylaştırmıştır.

    2- Tarihi ve sosyal Sebepler: Örneğin Japonya ve İskandinav ülkeleri bundan 100- 200 yıl öncede aynı tabiat şartları altında geri kalmış ve uygar dünya ile fazla ilgisi olmayan toplumları iken, coğrafi şartlar aynı kalmasına rağmen tarihi, sosyal ve ekonomik etkenler neticesinde dünyanın en ileri ülkeleri haline gelmişlerdir.

               

        Etkinlik çalışması: Geçim kaynaklarının çeşitlenmesi toplumsal yaşamın farklılaşmasında etkili olmuş mudur?

 Geçim kaynaklarının çeşitlenmesi toplumsal yaşamın farklılaşmasında etkili olmuştur. Çünkü farklı geçim kaynakları farklı mesleklerin ve meslek gruplarının doğmasına neden olmuştur. Farklı meslek grupları farklı ekonomik yapıları ve bu da farklı toplumsal yapıları doğurmuştur.

Ekonomik Faaliyetlerin ÇEŞİTLENMESİ

Etkinlik: çalışması:

1- Buhar makinesinin bulunması tarım dışındaki diğer ekonomik etkinlikleri nasıl etkiledi?

      Sanayinin gelişmesi bu makine ile olmuş, insan ve hayvanlardan faydalanılarak yapılan üretim makine gücü ile yapılır olmuş, güçlü makineler seri üretimi getirmiştir.

         Sanayinin gelişmesi ile gereken hammaddeyi sağlamak ihtiyacı ve üretilen mamul maddelerin satılması için böyle kaynaklar arayışına itti. Bu ülkeler arası ticaretin gelişmesine yol açtı. İlk zamanlarda bu Avrupa’nın sömürgecilik anlayışını doğurmuştur.

         Üretilen malların götürülüp satılması, gereken hammaddenin uzak ülkelerden getirilmesi, fabrikalarda çalışacak işçilerin taşınması için güçlü ulaşım araçları gerekli idi. Bunun sonucu olarak başta buharla çalışan gemiler ve trenlerle başlayan güçlü ulaşım araçlarının yapılması ile de ulaşım gelişti.

         Ulaşımın gelişmesi haberleşme ve iletişimi kolaylaştırdı. Toplumlar arası etkileşim çoğaldı.

         Ulaşımın iletişimin gelişmesi ile turizm faaliyetleri de gelişmiştir.

 

         2- Buharlı gemi ve buharlı trenin gelişmesi sanayi ve ticaret üzerine nasıl etki etmiştir?

        Bu araçlar büyük yüklerin kısa zamanda ve daha ucuz maliyetle taşınmasına dolayısıyla hammadde sağlayarak sanayi üretimini kolalaştırma, üretilen malların pazarlara götürülmesi ve tüketimini sağlayarak da yine üretimi ve sanayinin gelişmesini teşvik edip kolaylaştırmıştır.

        Hammaddenin alınıp, üretilen maddelerin satılması yani bölgelerin ihtiyaç farklarından doğan bir faaliyet olan ticaretinde hızla gelişmesine yol açmıştır.

 

          3-Buharlı çekme traktörü tarıma nasıl etki etmiştir?

      Buharlı traktör tarımda kullanılması arazilerin daha kısa sürede kaliteli şekilde işlenmesine, tarım ürünlerinin de kısa sürede ürün kaybına uğramadan hasat edilmesine imkân vermiştir. Bu daha fazla araziden yararlanmayı, daha fazla ürün veriminin gerçekleşmesine, hasatta ürün kaybının azalması yönünden katkı yapmıştır. Kırdan kente göçe neden olmuştur.  

        Etkinlik Çalışması:

Dönem

Etkin ekonomik faaliyet

Ekonominin temel gücü

Yaşam

Paleolotik

Avcılık, toplayıcılık

Hammadde

Mağara ve doğal sığınak

Neolitik

Tarım hayvancılık

Kas ve hayvan gücü

Köy

Sanayi devri

Sanayi, tarım

Enerji ve ulaşım

Şehir

Bilgi çağı

Hizmet, bilgi, İletişim 

Teknoloji, Enerji, ulaşım

Metropol Şehir

 

 

 

 

 

Özellikler

Paleolotik çağ

Mezolotik çağ

Neolitik çağ

Kalkolitik çağ

İlk ve orta çağ

San.dön. sonrası

Kas gücünün yerini buhar gücü aldı

 

 

 

 

 

 X

Tekerlek bulundu

 

 

 

X

 

 

Tam olarak tarım üretimine geçildi

 

 

X

 

 

 

Madenler işlenmeye başladı

 

 

 

X

 

 

Hayvanlar evcilleştirildi

 

 

X

 

 

 

Yerleşik hayata geçildi

 

 

X

 

 

 

Seramik üretildi

 

 

X

 

 

 

Yazı icat edildi

 

 

 

X

 

 

Mağara yaşamı başladı

 

X

 

 

 

 

Avcılık yapılmaya başlandı

X

 

 

 

 

 

Esnaf sınıfı doğdu

 

 

 

X

 

 

İlk köyler ortaya çıktı

 

 

X

 

 

 

Kent devletleri ortaya çıktı

 

 

 

X

 

 

Tarıma geçiş dönemi başladı

 

X

 

 

 

 

Köpek evcilleştirildi

 

X

 

 

 

 

 

Ekonomik Faaliyetlerin SINIFLANMASI VE Ekonomik Faaliyetlerin Dağılımı

Etkinlik Çalışması: Balıkçı, polis, demirci, çiftçi, bankacı, mobilyacı, Otobüs şoförü, Fırıncı, İtfaiyeci, Doktor, Muhasebeci, Satış elemanı, öğretmen, Overlokçu, Mobilyacı, Demir-çelik işçisi, Demirci, Çiftçi, Maden iççisi vb kavramlarını sınıflayınız.

 

Birincil faaliyetler

İkincil faaliyetler

Üçüncül Faaliyetler

Balıkçı

Mobilyacı

Polis

Çiftçi

Demir-çelik işçisi

Bankacı, Overlokçu

Maden iççisi

Demirci

Otobüs şoförü, Fırıncı

 

 

İtfaiyeci, Doktor, Muhasebeci

 

 

Satış elemanı, öğretmen

 

 

İnşaat ustası, Çoban

 

Etkinlik çalışması: İngiltere’nin nüfusun ekonomik faaliyetlere dağılımının değişimi

 

Yıllar

Birincil faaliyetler %

İkincil Faaliyetler %

Üçüncül Faaliyetler %

1790

75

15

10

1890

4

56

40

1990

3

32

65

      1-En çok değişim birincil Faaliyetlerde olmuştur.

      2- Bu ülke ilkel bir tarım toplumundan sanayi toplumu olmuştur.

      3- Ülkede sanayileşme, bunun sonucu kırsal alandaki işsizlik sonucu kentlere göç, büyüyen kentlerde gelişen sanayide çalışma olanağı ile kentlerde artan nüfus ve bu nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması için artan üçüncül ekonomik faaliyetler değişime neden olmuştur.

 

Etkinlik Çalışması: Ulaşım, Ticaret, Balıkçılık, Ormancılık, Tekstil, Eğitim, Enerji, Sağlık, Tarım, Hayvancılık, inşaat ve bayındırlık, Sigortacılık, Haberleşme kavramlarından oluşan ekonomik faaliyetler şeması yapınız.

 

Ekonomik faaliyetler

Birincil faaliyetler

İkincil faaliyetler

Üçüncül faaliyetler

Ormancılık

Tekstil

Ticaret

Tarım

Hayvancılık

Balıkçılık

Eğitim

Sağlık

İnşaat ve Bayındırlık

Sigortacılık

Haberleşme

Enerji

 

Türkiye'de Başlıca Toprak Tipleri ve Dağılışı

 

Hazırlık Çalışması:

    1-Çevrede topraklar hangi amaçlar için kullanılmaktadır? Bunda neler etkili olmuştur?

       Tarım, Hayvancılık, yerleşme, sanayi, ulaşım, Bu kullanılışta yer şekilleri, İklim özellikleri, sanayileşme, kentleşme süreci vb. rol oynamaktadır.

       2-Evlerinizdeki hangi eşyaların hammaddesi topraktır? 

      Camlar, seramikler, porselen, toprak kaplar, fayanslar, yapımda kullanılan tuğla, kiremit, çimento vb.

Etkinlik çalışması: Türkiye toprak dağılış haritası incelenerek:

 

      1-Kahverengi orman topraklarının genellikle Karadeniz kıyılarında yaygın olmasının nedenleri nelerdir? 

      Bu bölgede bol yağış şartları altında ve kışları da ılık geçmesinden dolayı toprağa organik madde veren gür ormanların bulunması, yer şekillerinin de dağların uzanışından dolayı nemli havaları içeri sokmayıp yağışı buralara bıraktırmış olması etkilidir.         

 

     2- Terra- rosaların Akdeniz ve Ege Bölgelerinde yaygın olmasının nedenleri nelerdi?

      Buralarda içinde demir oksitlerin yer aldığı kireç taşlarının erimesinden sonra kalan killi malzemelerin çok olması, Ayrıca bu bölgelerde oksitlenme için gerekli yüksek sıcaklıkların olmasıdır.

 

     3- Kahverengi ve kestane renkli bozkır toraklarının iç bölgelerde yaygın olmasının nedenleri nelerdir?

       İç bölgelerde yağışların az olması ve buna bağlı olarak yetişen bozkır bitkilerinin bulunması nedeniyle yaygındır.   

 

     4-Kolüvyal ve litosol toprakların iç kesimlerde yaygın olmasının sebepleri nelerdir?

     Bu bölgelerde bitki örtüsünün cılız olması ve ayrıca bu bitkilerinde çeşitli şekillerde tahrip edilmesi sonucu erozyonun çok olması sonucu aşınma ve birikmenin yaygın olmasıdır. Ayrıca bu bölgelerde yağışların düzensiz olması ve sağanak yağışlar sonucu oluşan sellerin çok olması.

 

      5-Alüvyal toprakların dağılışında belirleyici faktör nedir?

       Akarsular.

 

      6- Türkiye’de toprakların dağılışında iklim ve bitki örtülerinin dağılışı arasında ilişkiyi açıklayınız.

           Toprak oluşumunda en etkili faktör iklimdir. Çünkü fiziksel ve kimyasal ayrışma olayları, bitkilerin yetişmesi, toprağın yıkanması, topraktaki organik maddelerin parçalanması, topraktaki organizma faaliyetleri iklime bağlıdır. Bu nedenle ülkemizde yağışın çok ve sıcaklığın yeterli olduğu kıyı bölgeleri zonal topraklara sahiptir. Ayrıca bu bölgelerde bulunan gür bitkiler toprağı koyu renkli ve verimli yapmaktadır. Buralarda toprak kalınlığı daha fazladır.

       Soğuk yağışlı şartlarda yetişen çayırlar organik madde ayrışmadığı için kara toprakları vermektedir. Yağışın çok olduğu bölgelerde toprakta yıkanma çok olup toprak asit özelliği gösterir. Akdeniz de sıcaklıklar demirin oksitlenmesine kızıl toprakları oluşturmaktadır.

 

      7-Yaşadığınız ilde hangi topraklar vardır?

      Aleviyon, Kahverengi orman toprağı, kestane renkli bozkır toprağı, kırmızı topraklar, kolüvyal topraklar vb.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etkinlik Çalışması:

Toprak Tipi

Etkili olan Faktör

Kolüvyal topraklar

Arazi yapısı, Akarsular

Litosoller

Arazi, biti örtüsü, akarsu aşındırması

Regosoller

Volkanizma, akarsu biriktirmesi, yer şekilleri

Alüvyal topraklar

Akarsuların biriktirmesi, iklim, bitki örtüsü

Terra- Rosa

İklim, Ana kaya

Kahverengi orman toprakları

İklim, Bitki örtüsü, Yer şekilleri

Kireçli orman toprakları

İklim, Bitki örtüsü, Ana kaya

Kahverengi ve kestane rengi bozkır toprakları

İklim, Bitki örtüsü

Çernezyom

İklim, Bitki örtüsü, Yer şekilleri ( Yükselti

Tuzlu Topraklar

İklim, arazi ve ana kaya 

 

Türkiye'de Toprak Kullanımı

      Çevrenizde hangi ekonomik faaliyetler yürütülmektedir? Bunun nedenleri nelerdir? Sorusu sorularak;

        Yaşadığımız çevrede, Tarım çalışmaları( sebze, endüstri bitkileri, baklagiller, tahıl, çiçek yetiştiriciliği), Ormancılık, Bağ ve bahçe bitkileri yetiştiriciliği, toprağa bağlı sanayiler( çimento, seramik, çinicilik) yapılmaktadır. Çünkü yaşadığımız çevrede düz arazilerde tarla bitkileri, eğimli arazilerde zeytin, bağcılık, yüksek dağlık alanlarda ormancılık yapılması için yer şekilleri, iklim şartları uygundur.  

       Ülkemiz arazilerinden çevremizdeki arazilerden yararlanma özellikleri dışında hangi alanlarda faydalanılmaktadır?

 Ekilen araziler( tarla alanları), dikili araziler ( meyve bahçeleri ve bağlar), Nadas alanları, Çayırlık ve mera alanları ( hayvancılık), Çeşitli sanayilere hammadde elde edilmesi, yerleşim alanları, kara-demir yolları, hava alanları vb. amaçlarla kullanılmaktadır.

Etkinlik Çalışması: Türkiye arazi kullanım haritasından faydalanarak;

         1- Yaşadığınız yeri bularak burada topraklardan hangi alanlarda faydalanıldığını bulunuz?

      Endüstri bitkileri alanında, Bağ ve bahçe kültürlerinde, Tarım alanları, Ormancılık alanında faydalanılmaktadır.

 

     2-Kuzeydoğu Anadolu’da toprak daha çok hangi amaçlar için kullanılmaktadır?

  Otlak çayır alanları yaygın olup buralarda büyükbaş hayvancılık faaliyetleri yaygın olarak yapılmaktadır. Buranın yükseltisi fazla iklim tarıma çok uygun değil, yaz yağışları uzun boylu çayırları oluşturmuştur. Arazide dağlık ve engebeli olması buralarda hayvancılığı geliştirmiştir.         

      Ayrıca buralarda çöküntü ovalarında tarım faaliyetler, yüksek alanlarda ormancılık faaliyetleri yapılmaktadır.

 

         3-İç kesimlerde toprak en çok hangi amaçlar için kullanılmaktadır?                 

     İç kesimlerde arazi daha çok tarım ( tarla)alanlarından oluşmuştur. Ayrıca otlak ve çayır alanları mevcuttur. Az olarak ta bağ ve bahçe alanları vardır. Çünkü bu bölgelerde arazi düz tarıma uygundur. Ancak iklimin karasal olması bağ ve bahçe alanlarını kısıtlamış, bölgelerde var olan bozkırlar ise mera alanlarını oluşturarak özellikle küçükbaş hayvancılığın gelişmesine imkân vermiştir.

 

         4- Topraklardan faydalanma açısından kıyı ile iç kesimler arasında ne gibi farklılıklar vardır?

       Ülkemizde kıyı kesimlerde arazinin çoğu endüstri bitkileri, orman, bahçe ve bağ bitkileri gibi alanlarda kullanılmaktadır. Bu bitkiler hem daha fazla yağış isteyen, hem de birçoğu kış soğuğuna dayanamayan bitkilerdir.

       İç kesimlerde ise daha çok tarla bitkileri çayır ve mera alanları ağırlıktadır. Buralarda su isteği az olan kuraklığa dayanıklı ( tahıllar, baklagiller) ve bozkırlar ise mera alanlarını oluşturarak özellikle küçükbaş hayvancılığın gelişmesine imkân vermiştir. Buralarda endüstri bitkileri yetiştiriciliği ve ormanlar azdır. Bağ ve bahçe bitkileri de az yer tutar.

     

       5- Tarım alanları nerelere daha çok yoğunlaşmıştır?

 

    Ülkemizde eğimin az yer tuttuğu kıyı bölgeleri dışında İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu Ve Orta ve Batı Karadeniz kıyılarında daha çok yoğunlaşmıştır. İç bölgelerde iklimin karasal olması, Yağış azlığı, Sanayi ürünlerini işleyen tesislerin azlığı, kışların sert ve uzun geçmesi bazı bitkilerin buralarda yetişmesine engel olmuştur.

Ders Dışı Etkinlik:

1-Ülkemizde ormanların kıyı bölgelerde yoğunlaşmasının nedenlerini söyleyiniz.

    Ormanlarımızın % 71 ‘i kıyı bölgelerde kalan % 29’u iç bölgelerde yer alır. Ormanlar kıyılarda kuşaklar halinde, iç kesimlerde parçalar halindedir. Ormanların % 25 ‘i Karadeniz’de , % 24 Akdeniz’de, %17 Ege, % 13 Marmara, %11 Doğu Anadolu, %7 İç Anadolu ve % 3’ lük kısmı Güneydoğu Anadolu’dadır.

        Ormanların dağılışını etkileyen en önemli faktör iklim şartları olup, özelliklede yağış miktarı olup, kıyı bölgelerde yağış fazla olup bundan dolayı orman varlığı fazladır. Ayrıca kıyılarımızda uzanan orojenik dağlar buralarda Orografik yağışları oluşturup orman varlığını artırmıştır.

       2-Ormanlardan elde edilen asil ve yan ürünler nelerdir?

 3- Ülkemizde orman ürünleri sanayinin geliştiği yerler nerelerdir?

           Ülkemizdeki kâğıt sanayi gelişmiştir. Kitap, gazete, karton, mukavva vb. başta olmak üzere para ve pul kâğıtları, ambalaj kâğıdı üretilir. İlk kâğıt fabrikamız 1934de İzmit’te açıldı. Türkiye Selüloz ve Kâğıt fabrikaları Kurumu SEKA’ya bağlı pek çok kâğıt fabrikası var. SEKA’ya bağlı Zonguldak Çaycuma, Giresun Aksu, Kastamonu Taşköprü, Muğla Dalaman, Afyon Çay, İçel Taşucu, Bartın ve Balıkesir’deki fabrikalarda kâğıt üretiliyor. Taşköprü’ deki fabrikada sigara kâğıdı üretiliyor. Özel sektörün Bilecik ve Bozüyük’ teki fabrikalarında (Toprak, Mopak, Meteksan) kitap, dergi, fotokopi, bilgisayar kâğıdı, kese kâğıdı, mukavva vb. üretiliyor.

          Orman ürünleri tesisleri genellikle hammaddenin yani ormanın bol olduğu yerlerde yoğundur. Devlete ait kereste fabrikaları Batı Karadeniz’de çoktur. İlk kereste fabrikası yine bu bölümde 1917de kurulan Cide fabrikasıdır. Bartın, Düzce, Bolu, Kastamonu, Rize, Ardeşen, Borçka, Ordu’da Orman Genel Müdürlüğüne bağlı yüksek kapasiteli kereste fabrikaları var.

           Kentleşme ve nüfus artışı ile birlikte mobilya talebindeki artış, mobilyacılığı da geliştirmiştir. Bugün mobilya denilince İnegöl ve Ankara akla gelmektedir. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa çevresi mobilyacılık konusunda ön plana çıkmaktadır.

 doğal unsurların göstergesi bitkiler-Türkiye'nin Bitki Örtüsü Zenginliği

Hazırlık Çalışması:1- Çevremizde bulunan bitki türleri adları nelerdir?

       Marmara kıyılarında 250–300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağ’da ormanlar yer alır. Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir. Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.

       Mersin, defne, kocayemiş, zeytin, süpürge çalısı, tesbih, sandal, zakkum, Delice Zeytin, Zeytin, kızılçam, sarıçam, karaçam, kayın, kestane, meşe, ıhlamur, kavak, ladin, köknar, böğürtlen, çınar, gürgen, incir, mazı, nergis, nilüfer, servi, Uludağ göknarı, dağ çayırları,

       2- Bu bitkiler hangi özellikleri ile birbirinden ayrılır?

      1- Büyüklükleri yönünden, kimi ağaç, kimi çalı, ot gibi

      2- Yaprak özellikleri yönünden geniş ve iğne yapraklı olanlar gibi,  

      3- Yağış ve sıcaklık istekleri yönünden farklıdır.

      4-Bitkilerin bazıları çok yıllık ve uzun ömürlü, bazıları ise tek yıllıktır.

5-Bazıları yıl boyu yeşil kalır, bazıları yaprak dökerler.

      6-Bitkilerin bazıları ağaçsı gövdeye, bazıları ise otsu gövdeye sahiptir.

       3- İklim ile bitki örtüsü arasındaki ilişki:

Ø  Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür. Kutup iklimi haricinde diğer bütün iklimlerin kendine has karakteristik bitki örtüsü vardır.

Ø  Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.

Ø  Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar. Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar. Ancak, genel olarak Ekvator'dan kutuplara doğru, geniş yapraklı ormanlar, karışık ormanlar ve iğne yapraklı ormanlar, şeklinde kuşaklar meydana gelmiştir.

Ø  Yeryüzünde bitkilerin aralıksız kuşaklar oluşturabilmesi için karaların aynı yükseklikte ve engebesiz olması gerekir.

Ø  Kuzey güney yönünde mesafe arttıkça ve enlem farkı arttıkça oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir.

Ø  Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur. Örneğin; Maki bitki örtüsü Akdeniz ikliminin bir göstergesidir. Maki bitki örtüsü Akdeniz ikliminin oluşmasına sebep değil bu iklimin sonucudur. Maki bitki örtüsüne bakılarak Akdeniz iklimi hakkında tahminlerde bulunulabilir.

      DERS DIŞI ETKİNLİK:

Ülke

Yüzölçümü

Bitki tür.

Endemik b.

Türkiye

814.000

12.000

3778

İran

1.648.000

8000

1880

İtalya

301.000

5600

712

İspanya

504.000

5000

500

Yunanistan

131.000

5000

745

Fransa

551.000

4650

135

 Türkiye sahip olduğu olağanüstü zengin biyolojik çeşitlilik ile ılıman iklim kuşağının en önemli ülkeleri arasında yer alır. Türkiye'de 500'den fazla habitat çeşidinde 12.000'den fazla çiçekli bitki ve eğrelti; 426 'dan fazla kuş; 500'den fazla balık tahminen 192 iç su balık türü, 83 sürüngen türü ,120 memeli hayvan türü, bulunmaktadır. 160.000'den fazla omurgasız hayvan türü kayıtlıdır.  Örneğin Türkiye'deki böcek türlerinin şimdiye kadar yalnız %10'nun tespit edilebildiği tahmin edilmektedir. Bu bakımdan Türkiye, Dünyadaki sekiz büyük gen merkezinden biri olarak bilinir. Bu sayılara omurgasızlar dâhil edilmemiştir.

        Türkiye'de bulunan nadir ve endemik (dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak bulunmayan) bitki ve hayvan türleri de sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin önemine önem katar. Örneğin Türkiye'de yetişen bitkilerin yaklaşık %35'i endemiktir. 

       Türkiye'de başta hayvan varlığı türleri olmak üzere sürdürülecek araştırmalar, zengin tür ve habitat çeşitliliğimizin daha iyi tanınmasına yardım edecektir.

     Benzersiz coğrafi konumuyla Anadolu, milyonlarca yıllık jeolojik zamanlar boyunca Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında çok önemli bir köprü olmuştur. Türkiye’nin zengin biyolojik çeşitliliğine içerdiği bitki ve hayvan türleri ve habitat çeşitliliği birer göstergedir:

     Türkiye'de Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz bitki coğrafyası bölgeleri buluşuyor. Bu, bitki zenginliğimizin en önemli nedenlerinden biridir.

     Sinop'tan güneye doğru yürümeye koyulan biri, yol boyunca ilk önce Fransa'dan Sibirya'ya kadar uzanan bir coğrafyanın doğal özelliklerini görecektir.

    Orta Karadeniz’deki dağları aşıp Orta Anadolu düzlüğüne yaklaştıkça üstünde yürüdüğü topraklar İran'ın ve Çin'in manzarasında bir parçaya dönüşecektir.

    Orta Anadolu düzlüğünü geçip, Toros Dağları'nın kuzey yamaçlarını aştıktan sonra ise İspanya'dan Filistin'e uzanan Akdeniz bitki coğrafyasının topraklarına ayak basmış olacaktır. Başka bir deyişle kahramanımızın rotası, Kuzey Afrika'dan Sibirya'ya ve Çin'e kadar uzanan bir bölgenin biyolojik çeşitliliğinden parçalar taşımaktadır. Gerçekten de yeryüzündeki çok az coğrafyada böylesine farklı bir deneyimi yaşamak mümkündür.

Etkinlik Çalışması:

Geniş yapraklılar

Meşe                Söğüt

Çınar                Dut,

Kayın               Akçaağaç         

Kestane            

Ihlamur

Gürgen

Kavak,

Kızılcık

Karaağaç

İğne yapraklılar

Kızılçam

Fıstıkçamı

Karaçam

Köknar

Sarıçam

Ardıç

Uludağ göknarı

Servi

 

 

BURSA

 

 

 

Otsu bitkiler

Ayrık

Nane

Adaçayı

Kekik

Isırgan

Semizotu

Labada

Yavşan otu

Süpürge çalısı

(Dağ -çayırlarında)

Mine, Hercai, kardelenler, zambaklar, kar çiçekleri, sonbahar çiğdemi, likenler

 

 

 

 

 

 Çalı Türleri:

Pırnal meşesi,             Laden

Kermez meşesi,          Katır Tırnağı

Mersin,                        lavanta

Defne,                        Abdest bozan

Zakkum,                     Muşmula 

Sumak,                        Fındık

Sandal,                        Geyik dikeni

Erguvan                       zeytin

Akçakesme                  Dağ çileği

Funda

Kocayemiş

 

Orman Altı Bitkiler:

Böğürtlen        

Kuşburnu

Deve dikeni

Orman gülü

Kuzugöbeği

Çıntar

Deve dikeni

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etkinlik Çalışması:

     Fıstık Çamı: Tipik bir akdeniz ağacı olan fıstıkçamı ülkemizde batı ve güney Anadolu’da ormanlar oluşturur.15–20 m boyundadır. Gençlik döneminde yuvarlak tepesi, yaşlılık dönemimde ise şemsiye şekilli tepesi ile diğer çam türlerinden ayrılır. Tohumları iri olup çam fıstığı olarak bilinir. Batı Anadolu köylülerinin önemli bir gelir kaynağıdır.

 

    Ihlamur: Büyümesi çabuktur. Filizlenme gücü yüksektir. Işık ağacıdır. Sıcaklık isteği nispeten fazladır. Derin, serin yumuşak, besin ve madence zengin, ılımlı humuslu toprakları sever. Kireçli topraklarda da yetişmektedir. Tuzlu topraklardan kaçınır. Donlara ve kuraklığa karşı duyarlıdır. Güçlü kazık kök yapar, sığ ve fakir topraklarda kuvvetli yan kökler geliştirir, kuvvetli kök sürgünü verir. Boyları 20–30 m.ye kadar ulaşabilen geniş yapraklı ve yaprak döken bir ağaçtır. Büyüklüğü 5–10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.

       Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Avrupa’da eskiden köy mahkemeleri genelde bu ağaçların gölgelerinde kurulurdu. Bu yüzden ıhlamur, mahkeme ağacı ya da mahkeme ıhlamuru olarak ta bilinir. Germen ve Slav halklarında ıhlamur kutsal bir ağaçtır. Doğramacılıkta kıymetli olan beyaz ve hafif bir odun verir. Ihlamur kabuğundaki lifler ip ve kaba dokumalarda kullanılır. Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır.

        Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır. Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır.

        Türkiye'de doğal olarak 3 tür bulunur. Ülkemizde başta kıyı ve batı bölgeleri olmak üzere iç bölgelerimizde de yetiştirilmektedir. Büyük yapraklı ıhlamur, Kafkas ıhlamuru , Gümüşi ıhlamur.

 

       Kestane, Kestane yıllık yağış toplamı 600–1200 mm olan yerlerde susuz yetişebilir. Bu nedenle yağış kestane yetiştirticiliği için önemlidir. Çiçeklenme döneminde yağan yağışlar meyve tutumunu olumsuz etkiler. Kestane kış düşük sıcaklıklarda –30 dereceye kadar dayanabilmektedir. Ancak ilkbaharın geç ve sonbaharın ilk donlarına karşı hassastır.

 Kayıngiller familyasından Castanea cinsini oluşturan ağaçların ve bu ağaçların yenilebilen tohumlarına verilen ad.

       Kerestesi, dayanıklılık ve dekoratif özellikleri bakımından meşe ağacının odununa benzemekle birlikte, kuruma esnasında çatlaması ve eğrilmesi nedeniyle, bu ağaçtan büyük boyutlu kereste elde edilememektedir. Ancak dayanıklılığı nedeniyle bazı ahşap bahçe işlerinde bu ağaçtan faydalanılmaktadır. İtalya'da fıçı yapımında kullanılmaktadır.

    Kuzey Anadolu ve Marmara Bölgesi'nde yayılış gösterir. Türkiye'de doğal olarak yetişen tek kestane türü olan "Anadolu kestanesi" 30 m boya erişebilen, geniş tepeli bir ağaçtır. Ülkemizde 25.278 hektar koru, 3.614 hektar baltalık kestane ormanı bulunmaktadır. Gençken düzgün olan gövde kabukları yaşlandıkça çatlaklı bir görünüm alır. Mızraksı yapraklarının kenarları kaba dişlidir. Çiçekleri önemli bir bal kaynağı olan kestanenin meyvesi de ekonomik değere sahiptir.  

    Tohumları Güney Avrupa ile Güneybatı ve Doğu Asya'da yaygın olarak tüketilmektedir. Orta çağlarda Güney Avrupa'da yeterli buğday ununa sahip olamayan orman toplulukları temel karbonhidrat kaynağı olarak tamamen kestaneye bağlı kalmaktaydılar.

      Tohumlar, ateşte közlenmiş, haşlanış veya suda kaynatılmış olarak tüketilir. İlkine çoğunlukla 'kestane kebap' denilmektedir, bu yöntem, kestane tohumları üst kısımları hafifçe çizildikten sonra, 200–220 °C ısıda 10–15 dakika süreyle fırına verilerek hazırlanır. Kestane aynı zamanda bazı çörek, kek ve pasta çeşitlerinde de kullanılmaktadır. Ayrıca özellikle Bursa ilimizde Kestane Şekeri adıyla bilinen bir tatlı çeşidi de çok sevilmektedir ve oldukça büyük miktarlarda üretilmektedir.

 

     Kayın: Kışın yaprağını döken orman ağaçlarıdır. Çok sayıda pullarla örtülmüş bulunan iğ biçimindeki sivri uçlu ve büyük tomurcuklar sürgünlere yatık değil, onlarla açı yapacak şekilde dizilmiştir. Yaprak ayası dişli veya düzdür; nispeten kısa bir sapı, zamanla dökülen şerit halinde kulakçıkları vardır. Açık gri veya koyu gri renkli kabukları ağaçların hayatı boyunca çatlamadan düz ve pürüzsüz kalır. Meyvelerin tohumu yağlıdır.

Odun yapısı :Diri odun soluk pembe-beyaz, öz odunu ise kırmızılımtrak açık kahverengidir. Odunları sert ve ağırdır, kolay işlenir, kolay yarılabilir, şok mukavemeti genellikle yüksektir.

 Kullanımı :Mobilya, kontrplak, araba, parke, ayakkabı kalıbı, ambalaj sandığı, oyuncak, sandal ve fırın kürekleri, alet sapları, iş ve marangoz tezgâhları, maden direği, yakacak odun gibi.

        Ülkemizde dağılışı: Daha çok kuzey bölgelerimizde doğal yayılış göstermekle birlikte kayın ağacı güneydeki Amanoslar'da da yayılış gösterir. Saf ya da göknar, ladin, çam ve meşelerle karışık geniş ormanlar kurar. Ülkemizde 713.842 Ha. koru ve 1.555 Ha. baltalık kayın ormanı bulunmaktadır. 40 m. boya ulaşabilen kayınların düzgün ve silindirik gövdeleri vardır. 6–9 cm uzunluktaki dalgalı kenarlı elips şeklindeki yapraklarının sonbahardaki kırmızı rengi çok etkileyicidir. Yağlı meyveleri doğada yaban hayvanları için önemli bir besin kaynağıdır.
    Türkiye'de doğal olarak yetişen türleri; Doğu Kayını (Fagus orientalis), Avrupa Kayını (Fagus silvatica).

 

      Ladin: Kuzey yarıkürenin ılıman ve soğuk bölgelerinde yayılış gösteren ağaç türlerine verilen ad. Uzaktan bakıldığında köknara benzese de piramide benzer tepesi ve sarkık dalları ile ondan ayırt edilebilir. Boyu 40–50 m' ye kadar ulaşabilir. İğne yaprakları kısa, sivri uçlu ve kesitli dört köşedir. Olgunlaşmış kozalağının pulları dağılmaz.

      Bulutlu nemli, sisli ve soğuk havaları seven bir ağaçtır. Ülkemizde saf ladin ormanları ya da diğer orman ağaçları ile karışık halde bulunan ormanlar oluşturur. Ülkemizde genelde kuzey Anadolu ‘da özellikle Ordu’nun doğusundan itibaren Artvin çevresine doğru uzanır. Karadeniz dağlarında 2300 metrelere kadar çıkan ladinler. Özellikle Ardanuç ve Gümüşhane yakınlarında boyları 60 metreye varan ladinler bulunur. Yumuşak keresteli ağaçlardandır.

 

        Sarıçam, Kuzey Anadolu'nun yüksek dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurmakla birlikte, küçük adacıklar halinde iç ve güney bölgelerimize kadar ulaşır. Ülkemizde bulunan sarıçam ormanlarının kapladığı alan 757.426 hektardır.
    Adını, levhalar halinde ayrılan gövde kabuğunun tilki sarısı renginden alır. Narin gövdeli, sivri tepeli ve ince dallı bir ağaçtır. Yetişkin ağaçların boyu 40 metreyi aşar. İnce yapraklarının kısalığı ve mavimsi yeşil rengi ilk bakışta diğer çam türlerinden ayırt edilecek özellikleridir. İğne
yaprakları ikili, mavi-yeşil, kıvrık, sık dizilmiş, genellikle 4–5 cm uzunlukta, uçları sivri, genellikle 2–3 yıl, nadir olarak da 4–5 yıl ömrü vardır. Kozalakları mat gri-kahverengi, konik, kısa veya uzun saplı uçları aşağıya doğru yönelmiş, tek veya 2-3'ü bir arada, 3–7 cm uzunluk ve 2–4 cm genişliktedir. Tohumları gri veya siyahımsı yumurta biçimindedir.

        Ekolojik özellikleri: Uygun yerlerde hızlı gelişir. Soğuk iklim ve rüzgârına karşı dayanıklı, bol güneş ister. Kumlu ve killi topraklarda gelişebilir. Nispi nemi çok düşük olan iklimlerde ve kuru topraklarda gelişemez. Kazık kökleri sayesinde fırtınalara dayanıklıdır.

      Kızılağaç: Trakya, Marmara çevresi, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz'de saf ve karışık olarak yayılış gösteren kızılağaç, boyu 20 m yi aşabilen, esmer kabuklu, seyrek dallı bir ağaçtır. Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür. Ülkemizde 66.357 hektar koru, 297 hektar baltalık kızılağaç ormanı bulunmaktadır. Uzunluğu 4–9 cm genişliği 3–7 cm arasında değişen ters yumurta biçimli ve testere dişli yaprakları vardır. Köklerinde bulunan, havanın serbest azotunu bağlayan yumrular nedeniyle toprakları azotça zenginleştirir.
    Türkiye'de geniş bir dağılım gösteren adi kızılağacın başlıca alt türleri; Doğu kızılağacı, Sakallı kızılağaçtır.

 

     Meşe: Ülkemizin hemen her bölgesinde türlerine bağlı olarak yayılış gösterir. 25m boya ve 2m çapa erişebilen geniş tepeli ağaçlardan, 3–5 m boya sahip çalılara kadar değişen türleri vardır. Kökler derinlere kadar gider. Yaprakları da formları gibi değişkenlik gösterebilir, loplu, dişli ya da düz kenarlıdır. Ülkemizde 747.856 hektar koru ve 4.984.149 hektar baltalık meşe ormanı bulunmaktadır.
    "Palamut" adı verilen silindirik meyveleri bir kadeh içinde yer alır. Odunlarının anatomik özelliklerine göre kırmızı meşeler, ak meşeler ve her dem yeşil meşeler olmak üzere üçe ayrılan meşelerin 18 türü bulunmaktadır. Bunlardan önemli olanları; Saplı meşe, Sapsız meşe, Saçlı meşesi, Kasnak meşesi, Pırnal meşesidir.

        Ardıç: Üremesi, bir başka türe bağlı bir ağaç türü. Ardıç ağacı tohumlarını yere döker ancak bu tohumlar bir ardıç kuşu (Karatavuk) tarafından yenmedikçe hiçbir işe yaramaz. Ardıç kuşunun sindirim sisteminde ardıç ağacının tohumlarının kabukları açılır. Ardıç kuşu dışkısı ile birlikte toprağa karışan tohumlar tutar.

Sürüngen çalılardan büyük ağaçlara kadar çok çeşitli türleri olan ardıç, hemen hemen bütün bölgelerimiz yüksek dağlık kesimlerinde doğal yayılış gösterir. Bazıları servi gibi pul yapraklara, bazıları da batıcı iğne yapraklara sahiptir.
    Ülkemizde 1.100.492 hektar saf ardıç ormanı bulunmakta ve önemli doğal türleri;     Katran ardıcı, Adi ardıç, Finike ardıcı, Kokulu ardıç, Alp ardıcı, Sabin ardıcı, Boylu ardıçtır.

 

      Göknar: Soğuk ortamları tercih eden yaprak dökmeyen ağaç cinsidir. Doğada 25 metreye kadar büyüyebilen piramidimsi ağaçlardır. Az ışığa ihtiyaçları vardır. Soğuk iklimleri sevdikleri için fazla sıcak ortamları sevmezler ama ısıya karşı toleransları vardır. 

     Bunlar genel olarak ladin ağaçlarına göre soğuğa daha dayanıklı olup genelde Karadeniz Bölgesinde ladinlerle sarıçamlar arasında bulunurlar. Bazen de bunlarla karışık ormanlar oluştururlar. Bu ağaçlar soğuğa dayanıklı ve genelde dağların kuzey yamaçlar